Atılay için..

Posted by F.Berkay.A On 15:47 0 yorum

Burdur sene 1991 aralık ayında bı gun 4 yasındayım annemler hastaneye gıtmısler ben neden evde kalmısım bılmıyorum bırden dısarı fırladım apartmana en asadan bagrıyolar berkaaay gel bak kardesın gelıyo koş berkay koş bak kardesıne dıye sevıncten heycandan sesın yukardanmı asadan mı geldıını anlaymıyorum bı yukarı bı asagı bakıyorum ve sonunda bana dogru gelen annem ve kucagında kucucuk bısey çarşafların arasında eve gelıyoruz bı bakıyorum mınıcık cırkın bı bebek :) öyle bı hıssedıyorum kı sankı bana alınmıs gıbı hıssedıyorum o an cok hosuma gıdıyo cok sevıyorum onu onun daha gozlerı acık degıl ...okadar tatlı okadar sevımlı bı bebek kı o hep uyuyo ben hep ızlıyorum onu yavas yavas buyuyo gunler gecıyo ben anlıyorum kı o benım bırıcık kardesım herseyım hayattakı tek dayanagım tek guvencem Atılay'ım ...
zaman gecıyo bız buyuyoruz bız buyuyoruz bırbırımızı daha ıyı anlıyo daha cok destek oluyoruz ..benım ıcımdekı kardes sevgısı senın ıcınde abı sevgısı ve aılemızın bıze ogrettıklerı hersey bırbırını tamamlıyo ve bız her daım her konuda bırbırımızı hıc yalnız bırakmıyoruz hatta bırakmak degıl hıssettırmıyoruz bıle... en kotu zamanımda en cıkmaza dustuum zamanda "yaa abı ver telefonu ben konusıyım ben halledıyım "demelerın boşver ati yaa dedıımdede ıkı uc espırınle benı dunyanın en mutlu huzurlu yapan ınsanı oldun ..sana teşekkurbıle edemıyorum cunku tesekkuredıcek okadar cok seyım var kı sana karsı tesekkuredıyorum demek sanırım az kalır hepsının yanında...
senın telının bı tanesıne gelıcek zarar benım ıntıhhar sebebımdır kardesım benım sen benım hayattakı tek destegım tek umudumsun...
her kavgamızın sonu tehtıdle bıter kuserek ayrılırdık odalarımıza ama olması gerektıı gıbı ıkı gun sonra yada bı gun sonra belkıde 10 dakka sonra sınırler yatısınca dırek len atı dıye gırdıım cumleler abı yaa dıyerek basladıın cumleler kulagımda sen belkı hatırlamıycaksın ama senınle bı kere lojmanın on kapısından asaga dogru ınerken sana bıseyler soyledım.. unutmaman ıcın tekrar yazıcam buraya...
Hayatta ne olursak olalım nerde olursak olalım ne durumda olursak olalım sen benım tek kardesımsın sen benım tek varlıgımsın senınle hıc bı zaman kanlı bıcaklı olamamam bunu aklıma bıle getırmem cunku hayatta yasadıım surece sen en ıyısıne laık olucaksın bende bunu saglamak ıcın gerekırse kanımı canımı verıcem cunku sen gercekten hak edıyosun en ıyısını ...farkında olmadan yaptıgın fedakarlıklar ve bana verdıgın destekler okdar guzel gunler gecırmeme sebep oluyo kı anlatmam ama bı yandanda ıcım buruk oluyo ama ılerıde buyuk adam olduumda senın buyuk adam olmanı ızlıycem ve destek olucam söz verıyorum sana kardesım benım...
kucukken okadar sırın bı cocuktun kı anlatamam hala resımlerıne baktıımda ne kadar tatlı bı kardesım varmıs dıyorum cok sanslıyım zaten arkadaslarım hep senı begenırlerdı cok yakısıklı olcak bu cocuk dıe :) sımdı sana sırınsın dıyemıyorum cunku o faslı cok oldu gecelı sen :) sımdı sana hakıkkaten yakısıklısın dıyebılırım hemde cok yakısıklısın masallah Allah nazarlardan korusun ..abısıne cekmıs gıbı bı yausak espırıde yapmıycam merak etme :)...
Benım ıcın TEKsin atim unutma !!! bu abın nefes aldıı surece senı hep cok sevıcek unutma bı gun bızde gocup gıdıcez ozamanda sevıcek bunu tum kalbımle soyluyorum .....



ASLAN KARDESIM BENIM , TEK KARDESIM ,HAYATTAKI TEK DERT ORTAGIM DOSTUM YOLDASIM AILEM SEVINCIM ...ABİN SENI COK SEVIYO KARDESIM UNUTMA...!!!

Yiğit için..

Posted by F.Berkay.A On 15:33 0 yorum

Hayatta her insanın karşısına her zaman iyi insalar çıkamayabiliyor bazen fakat, çıktığında ve hele bir de senin gibi biriyse işte o zaman sırtı yere gelmıyor ...

Bu zamana kadar yani seni tanıdığımdan bu yana hiç sırtım yere gelmedi hacı yatmaz gibi dolanıyorum ortada sayende :) her geçen gün daha da iyi anlıyorum daha da iyi öğreniyorum kalbindeki temizliği yüreğindeki bolluğu içindeki sevgiyi saygıyı ...
işte bu yüzden bence ismin sana cuk diye oturmuş bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın sen bile bazen diyosun ya bende mi sorun diye seninle alakası yok 4'4lük adamsın aksini söyliycek varsada seni tanımamış derim. Sayısalı tutturduğunda neler yapıcağını anlatman, hayallerin, istediklerin, elde ettiklerin, yaşadıkların hepsini hayranlıkla dinliyorum ve biliyorum ki, ne olursa olsun sen adamı yarı yolda bırakmazsın gerçek bir dostsun kardeşim :) beni soktuğun ortamlar taksım geceleri sırf ben tavşan gibi oliyim diye kalıp şeklinde uyuyo numaraları yapman saatlerce hepsi emin ol ki, bir yere yazılıyor ve ilerde mutlaka karşılığı olucaktır. Şimdiden ufak ufak ödemeye çalışıyorum kendimce belkide ödeyemiyorumdur ama hakkaten hakkın ödenmez asla hele benim üstümde ki sadece benimde değil herkesin üstünde mutlaka bir hakkın vardır ama bende ki yerini asla pas geçemem çocuklarıma anlatabiliceğim ve örnek verebiliceğim bir karaktersin buraya lise yıllığı gibi umarım dostluğumuz hiç bozulmaz demiycem çünkü ben eminim ki sen beni, ben seni çok iyi tanıyorum ve o yüzden bozulmaz :P umarım hayatta çok iyi yerde olursun kardeşim :) ( hani sen ol da bizide yanına alırsın ):) sevildiğini bil morukçum başka lafa gerek yok !!! :)

Can için..

Posted by F.Berkay.A On 15:07 0 yorum

Asker çocuğu olmanın faydasını işte şimdi daha net anlıyorum.
Çünkü aynı kaderin evlatları olduk ve aynı yerdeydik aynı zamanda
biz hiç uğraşmadık kader bizi topladı ve anladı ki bizden gerçek birer kardeş olur.
O yüzden biz yolumuzda ilerlerken sürekli önümüze güzel yerler ve anılar çıkardı.
e ikimiz de yol yordam bilince anladık birbirimizin içindekini ve sorgusuz sualsiz
bekledik birbirimizi o istanbul üniversitesinin bahçesinde..

işte biz orda başladık hayata seninle, hayatımızı paylaşmaya acısıyla tatlısıyla
her daim, her zaman iyi gününde kötü gününde ve hatta hastalıkta ve sağlıkta
and içtik birbirimize karşı gönülden kardeşimin yanında olucam son nefesime kadar dedik ve aradan tam olarak rakam veremsemde saat gün olarak, 8 sene geçti CAN'lı geçen 8 sene sürekli bir crank durumu olsada veya die hard hiç bir zaman "nabıcaz lan şimdi " demeden direk çözümler üretmeye başlardık ankaraya geldiğim günlerde bana kol kanat açıp yemeğini içkisini suyunu tostunu yatağını benimle paylaştın (farklı yataklardı yani:) ) telefon konuşmaları beraber telefonda tarkan filmlerini izlemeleriz her ne kadar gülsekte o eksikliği hep hissettik ama birbirimize çaktırmadık, çünkü kader lan bu boktan durum dedik geçiştirdik şimdi gene uzağız ama aslında çok yakınız birbirimize belki her gün görüşemiyoruz ama görüştük mü aylık konuşuyoruz seninle beraber belgesel izlemeyi bile özledim adaşım kardeşim esas ben seni özledim seni muhabbetini ortamını geyiklerini dertlerini jandarmadaki gibi oturup gelen E.amcalarla geçilen tşkları özledim ıstanbula geldğimden beri herşeyi özler hale geldim zaten neyse ÖPÜYORUM SENI CAN KARDESIM KRAL KARDESIM....

Gürkan için..

Posted by F.Berkay.A On 15:06 0 yorum

Hayatımın her evresınde olduun ıcın
Her daim ve her zaman yanımda olduun ıcın
Herkez aglatırken sen guldurduun ıcın
Aglarken benımle agladıın ıcın
Gulerken benımle gulduun ıcın
Her sıgara yaktıında banada yaktıın ıcın
Her yere her seye benımle gıttın ıcın
Yemeyıp yedırdıın ıcın
İcmeyıp ıcırdıın ıcın
Bisey alırken banada aldıın ıcın
Her derdını benımle paylastıın ıcın
Her sevıncını benımle paylastıın ıcın
Ve hatta varını yogunu benımle paylastıın ıcın

HER ZAMAN YANINDAYIM KARDESIM HER ZAMAN SENINLEYIM KRAL KALPLI DOSTUM CANDOSTUM KARDESIM BENIM SEVIYORUM SENI

Çağatay için..

Posted by F.Berkay.A On 14:23 0 yorum

Çok kısa :

Bir gün henüz birinci sınıfta iken ve temel sanat dersinde kendi kendime bir şeylerle uğraşıyorken korhan' ın gelip bana "yaa berkay sen Çorlulu muydun ?" dediğinde " eh sayılırız çocukluğumun çoğu zamanı orda geçti hayırdır " demiştim o da bana "yaa bak şurda bir çocuk var o da çorluluymuş" demesi enteresan gelmişti hani okulda 3uncu senem olmasına rağmen memleketim diyemeyeceğim ama ömrümün çoğunu orda geçirmiş biri olarak bir memleket hasreti olayına girip kim bu çocuk yaa diye gittim elemanın yanına ve dedim ki " sen miydin sevg.. uhaeae: ) yok şaka gittim dedim " yaa biladel sen çorluluymussun galiba " dedım oda bana "evet beyaa "demesede evet bende çorluluyum " şeklinde cevap verdi, ergen bir asker çocuğunu bir asker abisiyle muhabbet etmesi gibi gerek şafak kaç, gerekse memleket neresi?, gerekse de senin şafak bitbez hee, diyerekten muhabbetimizi ilerlettik o temel sanat sınıfında. Los angelıs'ta kilisli bir akrabanı görmek gibi bir şey heralde bu öyle bir duygu seli sanırım :) tanıştığım kişinin adı Çağatay’dı … ve esas bütün hikaye ondan sonra başladı. Bu muhabbet tufanından sonra Çağatayın ilk evi mi desem yoksa tek mutlu olduğu yer mi desem ne desem bilemedim kendimizi murat, ben, yiğit ve çağatay olarak maslak sanaii yolunda bulduk :D maslak mı ? ne alaka yaa ? işte gidiyoduk maslak sanayii merkez, bujileri ateşler herkes dedik. O sırada Çağatay’s play listten şarkılar dınlerken birden aslında Çağatayla bir şarkıda bulduk kendimizi : ) burda o şarkıyı ve olayı deşifre etmiycem ama şöyle söliyim kısaca merak uyandırmasın kimsede :) şarkı çiki çiki baba hani hani yama yeaama a diye gidiyo :P neyse lan çok laubali olmaya başladım, fakat bunun bir sebebi var. o da, çok fazla sevindirik olmamda. Nedense bu adam yanımdayken sürekli böyle komik şeyler söliyesim gulesim falan geliyor. Saçmalamam çok doğal her arkadaşımda da olduğu gibi bu adamında bana gülüyor olması beni ayrı bir mutlu ediyor. Biraz anılar silsilesi yapmak istiyorum...

Ne zaman nerde buluşsak arkadaşlar ortamında sürekli bir amerikan -honda v-tec -bmw ve bunlara ilaveten polo klasik 98 üstü acık kırmızı 61 plaka arabalar tartışılır ama her muhabbette istisnasız her muhabbette her arkadas ortamında bu muhabbetten mutlaka en az bir kez bahsedilir !: ) sırf bu muhabbetlerde daha çok konuşuyimde bunlar sussun diye ehliyet almaya karar vermiş bir insanım : )

Hiç unutmam, CRM sertifikası almak maksatlı çağatay kardeşim sağolsun beni işletmemi iletişimmi neyse işte öyle bir gruba üye yaptı olduk. gayet laubali bir şekilde kayıt işlemi oldu mutluyduk sertifika alıcaktık artık geleceğimizi garantilemiştik :D o hafta sonu o 2 gün benim için ızdıraptan öte oldu ama Çağatay alışık olduğu için çünkü, bundan önceki 2 ayıda aynı şekilde hafta sonları iptal bir şekilde geçmişti ve sonra benim ehliyet olayım, bir cuma bana msj geldi "lütfen belgelerınizi p.tesi gününe kadar teslim etmiş olun diye resmen sıçtım orda hiç beklemiyordum hafta sonu seminer var nasıl yetiştiricem bunları derken, aklıma honda hayat onda geldi ve Çağatay’dan hiç bir şekilde utanmadan çekinmeden birazcık yarım ağız teklif ettim ve " adaş bee beni p.tesi uğur mumcuya götürür müsün " diye bir saat kadar düşündukten sonra olur yaa tamam sorun değil falan dedi :P yok yok buda şaka direkt düşünmeden tabi adaş götürürüm dedi ve uğur mumcu dediğimiz yer nerden baksan 1 saatlik yer İstanbul’da güyya ama İstanbul’la alakası yok orda başka bir lisan başka bir örf adet gelenek görenek varmış :D sağolsun bir kez olsun hık mık demedi surat bükerek yada yarım ağız tamam demedi ve biz pazartesi sabahı gene erken kalkıp belgeleri toparlayıp öğlen 12 ye kadar her şeyi tamamlayıp gittik ve teslim ettik uğur mumcuya tekrardan Allah razı olsun demek istiyorum buradan bir kez daha teşekkür ediyorum biliyorum onun için önemi yok ama olsun bence önemliydi…

Kafasına eser , canı sıkılır atlar gelir benim de sıkıntımı alır konuşuruz, güleriz , dertleşiriz, henüz ağlamadık karşılıklı ama ağlatmasın kimseler diyorum : ) daha şöyle adam gibi oturup içemedik bile oda koyuyo insana düşünüce ama bi gün mutlaka yamulana kadar artık yaza saklıyoruz heralde bünyemizi kamp ateşi hesabı :) yer yer patavatsızlıklar, buna tekâbül potlar , gaflar v.s v.s hepsi var bu adamda ama toparlıyoruz her zaman yapmıyor yanlış ifade etmek istemem zaman zaman bazı zaman : ) ama ben o bu bilir Çağatay’ın içinin temiz olduğunu bir art niyet taşımaz hiç bir zaman…

Daha bir sürü anımız var seninle daha da olacaktır hepsini buraya yazmaya kalksam GBlar yetmez :) ama ..


Biraz daha eklemeler ile şunu belirtmek isterim git gide büyüyoruz her ne kadar kabullenemesekte bunu gittikce sorumluluklarımız artar oldu herşeye herkese ve işimize vakit ayırmak durumdan kalıyoruz daha okuyorken bile böyle oluyor bu ve sanırım büyümenin yan etkileri bunlar bunlarada alışmaya çalışıyoruz bi yandan. Şunu bilmelisin ki canım kardeşim hakkaten temiz bir kalbin var ve böyle bir dost'a sahip olduğu için etrafındakiler ve ben çok şanslıyız!..

İnşallah kardeşim ileriki hayatında zamanlarında hep mutlu kalır ve o şekilde yaşarsın her telefonun çaldığında bir mesaj geldiğinde yada arandığında o telefonu mutlu şekilde kapatırsın. Sevildiğini bil ADAŞIM !!!

2 Saniyelik Rüyamda..

Posted by F.Berkay.A On 11:10 0 yorum

Bugün çok güzel bir gündür benim için. Perşembe günü, okul hayatımın en güzel ders programının olduğu dönemi yaşıyorum sanırım bu dönem o yüzden mutluyum çok. Mükemmel hocalar ve mükemmel dersler seçtim kendime tabii uykumdan fedakârlık yapıp gidebilirsem. Neyse, bugünde o güzel perşembelerden biriydi uykusuz gittim okula litografi dersin vardı. Bu litografi nedir yaa? diye soranlara taş baskı falan diye anlatıyorumda taşa baskımı yapıyosunuz diye soru geliyo. Bu taş baskı biraz patates baskı gibi bişey ama bunda taşa şekil vermiyosun 20 kiloluk blog taşlar var üstlerina asetat kalemle çizim yapıyosun sonra merdaneyle boyuyosun taşı ve sonra üstüne kağıt pressliyosun o boyalı desen kağıda çıkıyo falan herneyse işte amma çok konuşuyorum lan böyle bloglarda falan kısa kesip özetliycem hemen.

Bu Perşembe günüm mükemmel geçti halada geçiyo diyebilirim. Sabah archive diye bi grupla tanıştım sinan hocamın sayesinde archive müziği eşliğinde "kendimce" şahaser yaa bu dediğim çalışmamı 50X70 taşımın üstüne boyuyordum ki tolga geldi muhabbet ettik biraz atölyede sonra yemeğe gidelim olayı oldu hadi dedim gidelim kendime ayıptır söylemesi pide söyledim ben bideyi çok severimde :) neyse yasin ben ve tolga gittik yemek yemeye o sırada akif geldi. Akif inanılmaz komik bir karakterdir. çok kısa süre önce tanıştık ama muhabbetimizi görmeniz lazım doğduğumdan beri sanki tanıyorum o adamı :) neyse işte uzatmadan akifte geldi katıldı bize o sıra muhabbet etmeye başladık akif hikayeler anlatır kendi mahallesinden biz güleriz ve o hikayeyi aralardaki espirilerle besleriz 5- 10 dakkalık gülme krizlerimiz olur falan ama bugün o 5 10 dakkalık molalar resmen yarım saate girdi. Uzaktan bize bakanlar bunlar orda bişi içiyolar heralde falan dermişcesine bakış atıyolardı falan :)) bir kimlikteki fotoğraf olayı oldu ki sorma gitsin hepimiz ehliyetleri çıkarttık,eski dersane kimlikleri lise kimlikleri falan derken artık sanki böyle evdeymişcesine yarıla yarıla gülüyoruz o yemek yediğimiz yerde :) "yeteeer ulaaan beynim ağrıyo"," yeter lan karnım ağrıyo" " yeter lan işiyorum altıma" diye bağrıyoruz bi yandan ama öte yandanda devam ediyoruz kimliğe bakmaya çok güldük ya ve inanın alkolsüzdük yada alkol vardı hepimizde ama söylemedik birbirimize :).neyse

eve geldim daha sonra, dedim uzanıyım biraz uyuyim ve öylede oldu uyanmadan önce bir rüya gördüm direk aktarıyorum buraya o anda yaşadıklarımı ve hissettiklerimi :)

Bir okul toplantısı gibi bişi var önemli biri gelicek okula sanatçılar, artisler,siyasetçiler falan gibi yani neyse bi tane oda var okulun içinde benim sırtımda bazukam ( bu bazuka dediğimiz hadise 50X70 kağıtları rulo yapıp koyduğumuz uzun silindir çantalar yani) bazukayı görmemin sebebi sanırım onunla gidip geliyorum bu ara okula ondan :) neyse işte bi tane oda var ve ben o odaya giriyorum. Karşıma birden Erdil Yaşaroğlu çıkıyo ve çok şaşırıyorum haliyle meraba falan diyip muhabbet ediyorum o sıra o odada benim bir kaç tane işim var ve muhabbet o işlere geliyo bende ona çizdiğim şeyleri gösteriyorum. Çizdiklerimi çok beğeniyo ve benimle bir dergi kurmak istediğini belirtiyo. " çizmekten sıkılır mısın ? hergün birşeyler çizebilir misin ? " diye soruyo ne demek diyorum ben severim çok çizmeyi yaptığın bişeyinde herkese ulaşması çok mutlu eder beni diyorum ve tamam dedikten sonra o çıkıyorum odadan aşağıya iniyorum. Ağır bir protokol güvenlik falan var neyse merdivenlerden inerken tolga çıkıyo karşıma o güvenliğin içinde o da var.Elinde lays var onu yiyo ve ona geldiğimde muhabbet ederken lays yiyoruz biraz onunla o sırada yasin çıkıyo ortaya biz ayaktayız o sırada ama dışardayız konuşuyoruz falan tam o sıradada tayyip geliyo. Oha ne alaka lan diyceksindir herif sadece televizyonları interneti değil benim rüyalarımı falanda işgal etmeye başladı artık :) herneyse işte 4 ümüz ayakta muhabbet ediyoruz ama muhabbet uzun değil şöyle ; yasin diyor ki; yaa bi okey mokey oynasak bi yerde olmaz mı yaa diyo tamam oynayalım diyorum tayyip gelme ama sen sonra senin partinde geliyo iyice sakız gibi yapıştınız lan falan diyo birden biz tolgayla susuyoruz yasinle tayyip konuşmaya başlıyo :) tayyipte o sıra diyo ki " yaa yapışırız tabi kralı gelse bizi indiremez o iktidarlıktan falan diyo lan bi sus lan bi kes derken bişi oluyo ben çıkıyorum ordan tekrar erdil yaşaroğlunun yanına gidiyorum adamı o oda da resmen esir tutmuşlar sanırım röportaj için falan çağırmışlar ama kimse sallamamış adamı içerde beklemekten bunalmış falan o da yüzünü yıkamış saçları ıslak falan dışarı çıkıyo bende arkasından bi süre gidiyorum sonra diyorum niye tapik ediyim ki lan o arar nasılsa beni falan ama mutluyumda o sıra oha lan erdille tanıştım falan diye :)o sıra öğrenciler falan çıkıyo dışarı bi kalabalık oluyo orası derken uyandım zaten :)


Böyle saçma karışık anlamsız manasız bi rüya işte paylaşiyim dedim seninlede rüya işte diyebilirsin ama ben erdil yaşaroğlunu zaten tanıyodum :/ 2 sene önce berkay gel benimle çalış dergi çok zor durumda demişti reddetmiştim okumam lazım benim erdilciğim demiştim falan onu biağare anlatırım. Neyse bir sonraki serüvenimde görüşmek ümidiylen.albe der chia !

Saçmalamak is FREE

Posted by F.Berkay.A On 17:31 0 yorum

8 paragraflık bir yazıyı ctrl-a yapıp tek seferde sildim. İçeriği saçma olduğu için siz okuyun diye değil ben yazmak istedim diye yazmışım o yüzden sildim.

Sevgi Duvarı

Posted by F.Berkay.A On 16:16 0 yorum

Kör karanlıklarda açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar,piyasalar, sanat sevicileri
Derdim, günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kortezim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dayandık
Önümüzde altınbaş, altınzincir fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler,ekipler,hızır paşalar
Sabahları çöplüklerde açardık gözlerimizi
Öyle açık öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı uçak, bol çelik bol yıldız, bol insan
Bir gece sevgi duvarını aştık
Öyle açık öyle seçikti ki düştüğüm yer
Baş ucumda bir sen vardın birde evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğu türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Playlist's People

Posted by F.Berkay.A On 13:49 0 yorum

(1). Boards Of Canada- Dayvan Cowboy


(2). Him - Love you,Like I do


(3). Dj Tiesto - Beautiful Things


(4). Dj Tiesto - Dreaming


(5). Dj Tiesto - Just Be

(6). Frank Sinatra- My Way

(7). Limp Bizkit - Lonely World

(8). Limp Bizkit - Everything

(9). Teleton Tel Aviv - What İt Was Will Never Again

(10). Telefon Tel Aviv - Sound İn A Dark Room

(11). Above&Beyond - Can't Sleep

(12). Karen Overtoon - Your Loving Arms

(13). Anathema - Regret

(14). Anathema - Forgotten Hopes

(15). Rammstein - Amour

(16). Rammstein - Ohne Dich

(17). Opeth - Harvest

(18). Opeth - İn My Time Of Need

(19). Dolapdere Big Gang - Another Day İn Paradise

(20). Dolapdere Big Gang - Englishman İn Newyork

(21). Teoman - Gemile

(22). Teoman - En Güzel Hikâyem

(23). Sagopa Kajmer - Vasiyet

(24). Sagopa Kajmer - Ateşten Gömlek

(25). A Perfect Circle - Passive

(26). System Of A Down - Aerials

(27). System Of A Down - Chop Suey

(28). System Of A Down - Lonely Day

(29). Uaral - Lamentos

(30). Uaral Depression

(31). Portishead - Roads

(32). Portishead - Humming

(33). Deep Purple - Soldier Of Fortune

(34). Him - Wicked Game

(35). Metallica - No Leaf Clover

(36). Metallica - Turn The Page

(37). Rafet El Roman - Seni Seviyorum

(38). Rafet El Roman - Yalancı Şahidim

(39). Phill Colins - Another Day İn Paradise

(40). Melanie C - Never Be The Same Again

(41). Gorillaz - Clint Eastwood

(42). Gorillaz - El Manana

(43). Cris Cornell - Bilie Jean

(44). Anathema - Lost Control

(45). Pentegram - F.T.W.D.A

(46). Hypogaja -Here Comes The Rain Again

(47). George Michel - Careless Wispers

(48). Pink Floyd - Hey You

(49). Queen Of The Dammed - Forsaken

(50). Sting - Shape Of My Heart

(51). Deftones - Knife Party

(52). Eminem - I Just Dont Give A Fuck

(53). Eminem - Brain Damage

(54). Eminem - Beautiful

(55). Eminem - İf I Had A Million Dollars

(56). Justin Timberlake - My Love

(57). Justin Timberlake - Cry Me A River

(58). Lamb Of God - 11th Hour

(59). Lamb Of God - Now You've Got Something To Die For

(60). Limp Bizkit - Boiler

(61). Limp Bizkit - Rearrenged

(62). Slipknot - Scissors

(63). Slipknot - Danger Keep Away

(64). Armin Van Buuren - Face To Face

(65). Armin Van Buuren - Unforgivable

(66). Armin Van Buuren - Fine Without You

(67). Armin Van Buuren - What İf

(68). Delerium - Innocente(Dj Tiesto Mix)

(69). Holden&Thompson - Nothing

(70). Holden&Thompson - Come To Me

(71). Oxia - Domino

(72). Asfalt Dünya - Bu Akşam Olmayacak

(73). Asfalt Dünya - Son

(74). Asfalt Dünya - Zaman

(75). Duman - Yalnizlik Paylaşılmaz

(76). Duman - Yürekten

(77). Duman - Yanı Başımdan

(78). Emre Aydın - Belki Bir Gün Özlersin

(79). Gripin - Hiç Gelme Gideceksen

(80). Nev - Susma

(81). Ogün Sansısoy - Kaybettik Severken

(82). Ogün Sansısoy - Bilmece

(83). Pinhani - Sırası Değil

(84). Gürkan Uygun - Gülüm

(85). M.F.Ö - Vurgun Yedim

(86). M.F.Ö - Ah Bu Ben

(87). Dead Prez - Hip Hop

(88). Redd - Nefes Bile Almadan

Daha yazamadığım çok şarkı var tekrar devam edicem buna :)

Berkay İn Taksim

Posted by F.Berkay.A On 07:35 0 yorum

Ahh Taksim ahh...

Bu taksim ,beyoğlu çok garip bir semt. Uzun uzadıya kendi gözlerimden ve yaşadığım bazı olayları buraya aktarmak istiyorum. Hayatımın çok garip saatleri bu semtte yaşadım diyebilirim çünkü. Ne kadar gariplik varsa hepsi bu semtin ve o uzun sokağın içinde barınmış adeta. Taksimi mutlaka bilenleriniz var hatta ben gibi başından milyon tane olay geçmişlerinizde vardır. Ama dur ben benimkileri anlatıyım sonra sende bi ara senin yaşadıklarını anlatırsın. Benimkiler genelde komik oldu hep çünkü biraz gülmek istiyorum tekrar hatırlayıp.

Biraz Taksimden bahsetmek istiyorum benim için , taksim nedir ? sorusunun cevabını anlatıyım sana. İlk olarak taksim dediğin zaman aklıma uçsuz bucaksız bir eğlence ortamı geliyor tabi ki , fakat bunun yanı sıra korktuğum şöyle bir şeylerde var. Taksimde hayatının aşkını belkide evleniceğini kızı/erkeği bulabilmen mümkün bence ama aynı zamanda belkide hayatına son vericek adamın yada kişinin karşına çıkma olasılığıda çok yüksek. Çok fazla eğleniyosun orda ama sürekli tetiktesin. Ben bunu biraz şeye benzetiyorum , taksimde istiklalde özellikle aslan gibisin bir ceylanı avlaman çok olası birşey gibi ama aynı zamanda sırtlanlar tarafından av olmanda bir okadar mümkün bence. Bu boktan örneğimle umarım ne anlatmaya çalıştığımı ifade edebilmişimdir. Herneyse, bu uçsuz bucaksız sokağın gece hayatından gördüklerimi yazıyım birazcıkta...

Prodigy'nin "Smack my bitch up" diye bir şarkısı var bilir misin bu şarkıyı ? şarkıyı geçtimde esas onun klibini izlemen lazım dur sana yardımcı oliyim kendimi ifade edebilmem için bu şarkının klibini izlemen şart (( http://www.youtube.com/watch?v=20tWDFxQq5A )) İKİ parantez arasındaki linki tıklarsan birazcıkta olsa anlıyabilirsin neyi kasdettiğimi.. Ben genelde taksime bu şekilde gidiyorum ve ne zaman bu şekilde gitsem hep aklıma bu şarkı ve bu klip gelir. İnanılmaz bir şey tabii genelini izlemek lazım klibin bu sadece bir kısmı fakat youtube ta genelini bulmak zor hatta yok diyebilirim. Herneyse devam ediyorum ben..



1. KISIM ( TAKSİMLE TANIŞMA)

Taksim gece hayatına Yiğit sayesinde atıldım. Atıldım biraz garip oldu Yiğit sayesinde tanıdım ben taksimin esas gece hayatını. Daha önceden bir kere gelmiştim Gürkan'la birlikte ama bir mekana girmemiştik sadece istiklalde tur attık ve döndük. Zaten çorludan gelmiştik istanbula taksim taksim nedir bu taksim diye meraktan gittik ve benim taksimle ilk tanışmam öyle oldu. Hatta Gürkanla birlikte sokaklarında gezerken istiklalin şöyle birşeyle karşılaştım. Dolaşıyoruz aşağı yukarı gidiyoruz derken gürkan dedi ki : " Adaş şu sokakta ne var acaba girip bakalım mı lan ?" dedim " Oğlum manyakmısın götümüzü keserler bizim orda baksana zifiri karanlık ben girmem hayatta" derken tabi merakta var girmiş bulunduk daha 5 10 adım atmadan sol tarafa bi sokak daha koymuşlar biz bunu tabi farketmedik o sokağın girişinden daha zifir olan o dar kısıma biz kafamızı hafiften uzattık gördüğüm tabloyu aynen aktarıyorum sana, yerde duvara yaslanmış ve sol kolunun hırkasını sıyırmış bir kız saçı başı dağınık ve tam karşısında yere çökmüş elinde şırınga olan bir adam kızın koluna eroin basıyo.. Biz onları gördük tam o sırada onlarda bizi gördü 2 buçuk saniye bakıştıktan sonra Gürkanla birlikte " hasssskkktrrr laaaaaan " diye dahil olduk istiklalin kalabalığına ve biz onları gördük acaba peşimize takılırlarmı diyede sürekli arkamıza baka baka uzun uzun devam ettik belli bir süre, biz o şoku atlata duralım bir yandada " oha lan istanbula bak ne güzel kızlar varmış adaş burda şeklindeki repliklerimiz resmen ezbere dayalıymışcasına tekrar tekrar yineliyoduk. Bir önceki cümlem çok edebi oldu lan daha doğal anlatıcam bu ne resmen kitap yazıyorum gibi hissettim. D&R kafası geldi birden neyse bozmadan devam ediyorum . Biz böyle bir sağa bir sola kızlara bakarken birden hemen önümüzde yürüyen iki tane gayet uzun boylu güzel fizikli iki bayan* dikkatimizi çekti kendimizi çok bir bokmuşcasına takip etmeye karar verdik bu daha çok Gürkanın fikriydi aslında ama bende tabi hayır diyemedim çünkü ozamanlar aşırı bir sarışın sevdam vardı bende engel olmadım kendime ve biz gene onları takip etmeye devam ettik. Bu iki bayan* bir ayakkabı dükkanının vitrininde durdular bizde çok yaklaşmadan ama sesimizi duyurabilicek mesafede bir yere sote durumuna geçtik. Aşırı merak utangaçlık yaratıyo ve biz suratlarına bile bakamadık o iki bayanın* zaten bakmamızada hiç gerek kalmadı bir tanesi kapının önünde duran dükkan sahibine gayet rammstein* grubunun solisti edasıyla " Bu ayakkabılar ne kadar hemşerim" şeklinde soru sorunca o ses tonu, o vurgu, o tonlama ve ses telleri allahım napıyoruz lan biz durumunda düştük oracıkta. Şuana kadar hiç gülen surat koymadım yazım da ciddi bi yazı olsun istedim ciddi değil aslında komik anılar silsilesi buda ne biliyim koymiyim yazı ciddi ama içeriği komik olsun yoksa şuana kadar toplasam 23251231231 adet iki nokta üstüste ve kapalı parantez işaretini yapıştırmıştım herneyse gene dağıldı konu bir sonraki paragrafımda devam edicem.

Bayan* : Travesti
Rammstein : (( http://www.youtube.com/watch?v=NlPhAmaFtVE ))

2. KISIM ( TAKSİME ALIŞMA SÜRECİ)

İstanbula çıkan tainimizle iyice istanbul hayatına ayak uydurmaya başladığımı düşünmeye başlamıştım ki bir şeylerin eksik olduğunu farkettim. Eğlence ! yahu dedim kendi kendi bu insanlar bir yerlerde eğleniyorlar ve ben bunları nedense göremiyorum bende bi sorun var derken tam bu sıralarda telefonum çaldı. Arayan Yiğit " moruk X'in doğum günü var taksimde gelsene" şeklinde. Bu benim daha önceden çok afedersiniz götümğn attığı taksimdir işte. Tamam dedim geliyorumda nasıl gelicem burdan nasıl gelinir bilmiyorum. Bostancıda in ordan yürü sarı dolmuşlara bin direk getiriyo indiğin yerden şuraya yürü buraya bak şunu geç buna sor camiyi görünce dur ben ordan alıcam seni şeklinde bir yol tarifi ile yarım saat 1 saate kadar evden çıkıp Yiğitin bana kurmuş olduğu cümleleri eksiksiz olarak yerine getirmiştim ve caminin ordayken Yiğiti aradım " ben geldim" dedim " bekle geliyorum hemen" dedi arkada bir ses bir kargaşa anlam veremediğim. Derken Yiğit geldi doğum günün olduğu mekana doğru ilerlerken aşırı derece bir kalabalık gördüm. Bu normal bi kalabalık değil yani birileri bişey için toplanmış resmen bu o kalabalıktı. O sırada bir polis yanımıza geldi ve " Sizdemi vardınız kavgada gençler " diye sordu içimden direk " oha bi dakka benim daha üstümde anadolu yakasının kokusu duruyo ne kavgası " derken polisin elini biber gazına attığını farkettim " yok yaa biz yeni geldik daha ne kavgası kavgamı çıkmış" gibi asalak sorular sorarken ben polis gözüm üstünüzde dedi ve uzaklaşırken Yiğitin arkadaşlarından biri "Yiğit koş burağın kaşını patlattılar heryeri kan oldu" şeklinde bir cümle kurdu suratımıza redbull ve burn kokusu içersinde. Bu kokuyu nerde olsa tanırım. Ben daha olaylara anlam veremezken Yiğitin arkadaşlarının bir kavga ortamı yarattığını ve bu yüzdende artık Yiğitte ve bende o kavganın içinde olduğumuz farkettim. Koşarak burağın yanına gittik ve üstünde ki kanı görünce " evet dedim berkay şuan olmak istediğin süper kahraman olabilirsin ve burdan ya sıvışarak yada adam gibi kavgaya girerek kurtulabilirsin. Burak dediğimiz karakter , Arnold şıvazın 25 li yaşları yani üstündeki kan kafa attığı çocuğun patlıyan kaşından gelen kanlar ve olay o kaşın patlamasıyla son bulmuş. Ben o akşam ne doğum günü gördüm nede alkol aldım mal gibi bir gece geçirdim ama gayet zevkliydi diyebilirim.

3.KISIM ( TAKSİMDEKİ GECE HAYATINA GİRİŞ)

Bu kısım benim artık taksimdeki her boka hazırlıklı olduğum, mevzuysa mevzu , dişe diş kana kan intikam intikam şeklindeki gene bir doğum günü ortamıydı. Sıfır kavga, Aşırı alkol ve yoğun bir eğlence patlaması. O geceki karakterler Arif, Yiğit, Tunç ve ben idim. İlk olarak oturup adam gibi içilicek bir mekan seçilir ardından, tekilalar biralar şaraplar resmen şelale olur bütüm para orda tüketilir ve ardından başka bir mekana kopmaya geçilir. Ben bunuda şu olaya benzetiyorum. Antiloplar dere yatakları kenarlarında huzur içinde ağır ağır su içerken bir timsah onları kafasından tutar ve suyun içine çeker. Yani o geceye yorumluyorum bu olayı , o oturulup içilen mekanda aşırı derecede tekila içen ve ortamdaki güzel kızların ve coşkunun etkisi altında kalan birey almış olduğu 4-5 şat tekiladan sonra bir 70 lik içer ve kafası göt gibi olur. Arkadaşları onu umursamaz ve eğlenmeye devam ederler çocuk bu sırada fenalaşır ve resmen tüm damarları alkol dolmuş olmasından dolayı önce sessizleşir sonra oturur ve sonra kaybolur. 5 dakka önce " TEKİLALAR 6 OLDU USTAAAA " şeklinde bağıran o gecenin komik çocuğu cümle kuramaz hale gelir. Kızlarla dans ediyim ister ama kafası müsade etmez oturur. Daha sonrada midesi bulanan komik yaratık tek başına tuvalete gider. Ben bu şahısla tanıştım ismini şuan hatırlamıyorum ama tuvalete giderken gördüm bu herifi tuvalete giderken ki görüntüsünü imkanı yok kelime ile anlatamam bunu direk göstermem gerek yada şöyle diyim ; karnından pompalı tüfekle vurulmuş bir zombi düşün ve hala ilerlemeye çalışıyo bunun gibiydi hemen hemen. O mekandaki gece bitti ve başka mekana geçmek için herkes üstünü giyinirken kimse o tuvaletteki zavallı antilobun orda olduğundan haberdar değildi. Bir ben biliyodum ama bende kimseyi tanımıdığım için söliyemedim arkadaşınız kaldı orda diye. Yiğite söyledim " lan tuvaletti o bağıran çocuk var kalıcak orda" diye Yiğit hemen ilgili merceklere ulaştı ve iki kişi o lavuğu ordan çıkartıp diğer mekana geçirdiler. Kimsede demiyo ki " sen eve git bilader" diye. Bunun bi sebebi var kızmamak lazım o insanlara. Bunun sebebi taksimde kafan ne kadar göt olursa olsun gece bitmeden sen o geceyi bitiremezsin kural budur. ! Neyse , "Dirty" adı altında bir mekan var oraya gittik. İnanılmaz ben böyle bir pejmurde eğlence görmedim. Çok hoşuma gitmişti orası daha çok alkol tüketip dahada çok eğlenmek istediğim kanısına vardım resmen. Öylede oldu velasıl, etrafımda ki herkes deli gibi zıplıyo ve ölümüne içiyodu. Bir çift gördüm orda anlatmak istiyorum sana bunu, ikiside ayaktalar ve kız duvara yaslanmış durumda, çocuğun üstünde t-sort yok ve yüzlerini adeta saklarmışcasına öpüşüyolar. O kadar kasvetli ve hararetliler ki , başka bir kafa yaşıyolar resmen sanki orası onların eviymiş ve biz onların arkadaşları olarak evde parti yapıyomuşuz havası saçıyolar etraflarına ve onları görenlere. Taksimdeki bir çok eğlence mekanında çok güzel bir ticari oyun bulmuşlar ki bu , çoğu iş yerindede olan bişi aslında. Bar'ın arka kısmında güzel kız çalıştırmak!. işte bu 5 6 tane bira içmiş adam için kafalabilicek bir kız pozisyonunda olduğu için bir bira bir bira daha alıyor insan. Açıkcası ben bu oyuna gelmedim çünkü muhabbet edebiliceğim kadar bir zaman dilimi olmadı ya da ard arda gidip bira alabilicek kadar biram zaten garsonlar ellerinde birayla kolaşıyolar direk alabiliyosun bi çok yerde.İnanılmaz bir geceydi ve deli eğlendim o akşamda.

4. KISIM ( TAKSİM YAŞAMINA AYAK UYDURMA)

Ben daha görmedim ki tek mekanda eğlenip sonrada eve giden birilerini. İstiklale gittiysen minimum 2 mekan gezmiş olman gerekiyo. Yani burası iyi burda kalalım gibi birşey pek fazla söz konusu değil. Arkadaşlarla gidilen taksim gecesi her zaman inanılmaz geçer tabi kavga ya da tatsız bir durum yaşanmadığı sürece. Eğer yanında, bir kız varsa çok fazla dikkatli olmak durumundasın hele ki alkolü oda sende çok seviyosan, çok içmek bence marifet olarak anlatılmamalı daha çok utanılcak bişi ben 10 tane bira içerim 10 tane tekila şat yaparım falan bu tarz şeyler olur bir şişe tekila içen adam bile var ama önemli olan bence " nerenle içtiğindir" bu felsefeden yola çıkarak kendini çoğu zaman tamam berkay bu kadarı sana keyif için yeter ötesine gidersen birilerinin seni toparlaması gerekir buda hoş bi durum değil burda bitir. şeklinde öğütler verdiğimi bilirim. Zaten bu alkol olayında 3 4 defa çok kötü olmuşumdur oda kesinlikle rezil bir ortam yaratmıycagım ortamlardır. Bu yüzden alkol alırken kendime çoğu zaman güvenmişimdir ve halada güvenirim. Artislik olucak belki ama evet ben alkolü ağzımla içen biriyim diyebilirim tereddüd etmeden. Çok fazla olmasada taksimde bildiğim bir kaç tane güven ile yanında kız ile gidilebilicek mekanlar var genelde buraları tercih ederim zaten kafamın rahat etmesi için. Bir gün gene bir kaç arkadaş toplanıp taksime geçtik ve gene önce bir yerde oturduk daha sonrada hadi eğlenelim olayı oldu. İndigo diye bir mekan var. Tek kelimeyle Muhteşem bir yer benim için tam benim tarzımda müzikler yapıyo ve ortamıda nedense çok hoşuma gitti diyebilirim. Çoğu arkadaşımada orayı tavsiye ederim genelde orası tam benlik eğer en son gittiğim gibiyse tabii. Mekanları öğrendikten sonra zaten bira şurda şu kadar burda şu kadar falan diye bir hesap kitap yapıyo insan ve maximum eğlence minimum para akışını ayarlıyosun ve ondan sonrası zaten güzel bir gece ile final oluyo. Bunları öğrenmem çok fazla vaktimi almadı ama çok fazla paramı aldı diyebilirim. Ama git gide dahada yer keşfediyorum ve öğreniyorum sanırım daha çok katılım göstermem lazım taksimdeki doğum günlerine...

5.KISIM ( TAKSİM ÇOCUĞU MODU )

Bu kısım beni daha çok ben yapan kısımlardan biri sanırım. Taksim çocuğu lafını ağır buluyorum kendimce aslında çünkü sevmediğim bir tabir o bana takılmadı gerçi ama takılmasındanda haz etmem açıkcası taksim çocuğu değilim olmam ve olmakta istemem sadece mekan biliyorum falan yani. Ama bende herkes kadar çok seviyorum orayı burasıda bir gerçek. Bir gün , gene Yiğitle bir doğum günü ortamı oldu ve biz gene iki mekan yaptık ilk başta bi yerde oturduk içtik falan o zaman biraz para sıkıntım vardı ama evde daralmış olmamdan dolayı gitmek için can attım ve gittimde fakat para olayı !!! Herneyse Yiğit sağolsun bu güne kadar bana hiç bi zaman para demedi para sıfatını barındıran bir cümlede kurmadı. Fakat benimde kendimce rahatsız olduğum fakat paramın olmadığı zamanlar oldu onlarada çözüm bulma konusunda taksim gayet bol seçeneklere sahip bir yer. Reggi müziği yapan bir mekan tercih edilmişti bu sefer adını tam hatırlamıyorum gerçi ama 3 kattan oluşan her katında farklı bir müzik tarzının olduğu en üst katında bir zencinin ( rasta saçlı) dj lik yaptığını gördüm. ilk aklıma gelen bu adamın günde tükettiği esrar miktarı oldu. Cevabı hiç bir zaman belli olmiyan bu soruyu çok fazla merak etmeden ve kafama takmadan tekrar aşağı indim. Herkes dans ediyo ve birileri farklı birşeyler için uğraşıyo dans ederken ama ne için anlam veremiyodum. Bu sefer para sıkıntısından dolayı mekandan bira almam çok pahalı gelicekti bana hemen bi çözüm buldum ve Yiğite " moruk iki dakka şu bakkala gitsek bira içsek gelsek tekrar olmazmı " diye bi soru yönelttim sağolsun kırmadı beni hemen indik aşağı ve iki adım yakınımızdaki bakkaldan bi tane extra aldım bi tanede dark aldım. Extrayı pek sevmem o yüzden onu açtım ilk olarak ( bu arada 1 saate yakın zamandır yazıyorum sıkıldım lan çok neyse kısa kesicem bunuda anlatmak istiyorum çünkü) extrayı normal bir biranın içilme süresinden dahada fazla bir sürede extra bir zaman dilimi koymaksızın hızlı bir şekilde tükettim o sırada yiğite muhabbet ediyoruz. ordan burda işte, tam darkımı açtım o sırada birden içimde biriken gaz ve aşırı köpük mide bulantısı yaptı bende, Yiğitte hararetli bir şekilde birşeyler anlatıyo dinliyorum sigaramdan bir fırt biramdan iki fırt alıyorum tam o esnada anlamsız bir mide hareketi geldi ve ben kusmaya başladım sokağın kenarında 5 dakka kustuktan sonra kafamı kaldırdım ve sigaramdan bir fırt biramdan gene ikş fırt almaya devam ettim. Yiğit tabi o sırada gülmekten tırmanıyo bende başladım gülmeye " hadi çıkalım yukarı yeter buranın tadı kaçtı" dedim. Güldük ve biraları saklayıp yukarı çıktık. Farklı bir geceydi diyemem gene eğlendim ve ben bu kusup tekrar içmeye devam hareketini ilk yapmadığım için alışıktım...Güzel bir gece ve arından alınan telefon numaraları, görülen ekmek sevdası, ihtiraz,aşk,sex,yalan dolan ilişkiler silsilesi...v.s v.s

6. SON KISIM ( TAKSİMDEKİ CİDDİYET)

Bir sürü farklı farklı insan var. Her farklı insan için farklı farklı seçenekler var. Bir sürü garip şeyler, bu garipliklerin sadece bir kısmını görüyoruz biz. Kim bilir arka sokaklarında biz çok eğlenirken neler oluyo, kimler kimlerle ne konuşuyor ya da v.s v.s.. Garip şeyler bunlar bence yada bana öyle geliyoda olabilir ama olsun bu neyi değiştirir ki hayatımda, ya da benim böyle düşünmemde o gariplikler hep var oralarda.. Orayı seviyorum kafamı dağıttığı için, sevdiklerimle olduğum için, eğlenebildiğim için, alkol alabildiğim için ve oraya giderken ve dönerken köprüden geçip denizi izliyebildiğim için, giderken çoğu zaman yalnız olup dönerken yanımda biri olduğu için, o gerginliği , o enerjiyi hissetmeyi, orayı keşfetmeyi seviyorum aslında ben.

F.Berkay.A

Garip Birşeyler Var

Posted by F.Berkay.A On 18:06 0 yorum

-- Hani diyoruz ya " evren sonsuz evren uçsuz bucaksız " diye tamam öyle de ya bunun bir sonu hiç mi yoktur ki ?

-- Bir gün uyandığında dünyada tek başına kalmış olsan, bunu farkettiğinde ilk olarak ne yapardın acaba ?

-- Çok fazla şeyler öğrendik ya hani biz halada öğreniyoruz. Ya bir gün bunların hepsinin aslında yalan olduğunu anlasak ne düşünürdük acaba...

-- Niye her insanın sonu ölmek olmasına rağmen sürekli bunu unutuyoruz bundan daha önemli ne olabilir ki hayatta ?

-- Ya bizi gerçekten leylekler getirmiş olsaydı ?

-- Hayatımız boyunca mutlu olduğumuz anlar ile üzüldüğümüz anları toplasak en çok hangisi çıkar acaba ?

-- 5 duyu organımızdan bir tanesi hiç yaratılmamış olmasaydı nasıl bir hayat tarzımız olurdu acaba?

-- Ya da vücudumuzda ki organlardan bir tanesi hiç olmasaydı ...

-- 2012 de gerçekten dünyanın sonu gelicekse niye kimsede bir telaş yok ki niye inanmak istemiyoruz böyle bir şeye bunun olmayacağına nerden eminiz ?

-- Dünyada bana adı olmayan tek bir şey söyleyebilir misin ?

-- İlk insan konuşmaya başladığında ilk olarak ne demiştir acaba ?

-- Adem ile Havvanın ilişkisi ne boyuttaydı acaba ? Adem kıskançmıydı mesela..

-- Keşke doğduğumuz andan itibaren aklımız yerinde olsa hatırlarsak o anları neler anlatırdık kim bilir.

-- İnternet hiç olmasaydı hayatımızda ne yapardık ?

-- Bu kadar atasözü,deyim,özlü söz falan var bunları çıkartan hangi kafayı yaşıyodur acaba ?

-- Bir daha gelsen dünyaya ilk yapıcağın şey ne olurdu ?


-- bu bloğuma aklıma geldikçe devam edicem ...