Bu masalın karakterleri gerçekte olmamış ama hayal mahsülü olarak hep olucak karakterler. Senden, benden birazda onlardan bir karakter. Bu masal olayına çok fazla takık olduğum düşünülebilir aslında, belkide yapmaya çalıştığım fakat yapamadığım bir hikâye türü. Çok denedim güzel bir masal anlatıyım diye fakat beceremedim ben. bunun burukluğu var içimde, masalların çoğu hep mutlu sonlarla bitiyor diye biliyorum ya ben, ondan dolayıdır ki bu masallara merakım sanırım. İnan çok denedim güzel bir masal yazıp okuyup anlatmayı veya dinletmeyi kendimi ama güzel bir sonla bitiremedim hiç, zaten bitmediğinide gördüm kendi masalımda bile.
Her masalın bir kahramanı vardı ve ben hep o kahraman olmak istedim. Onlarmışcasına anlattım hikayelerimi ama sonunda gördüm ki o kahramanlar sadece masalların kahramanları ve onların gerçek hayatla hiç ama hiç alakası yokmuş. Anladım, geç oldu ama sonunda anladım. Ama vazgeçemem o çocuksu masalardan onlar çok farklı manalar ve anlamlar içerir çoğu zaman sadece anlattığın kişi onu bilir ve öylece saklı kalır içinde ve zamanla ne o masallar kalır geriye nede onu dillendiren kişiler. Aptalca ve aşırı derecede masumane olan öykülerin içlerinde derin manalar yatar anlıyan kişi için ama anlamıyana sadece sıkıntı verir ve çoğu zamanda uykusunu getirir, masalları çözümlemek zordur.
Sana bir masal anlatayımda oku. Bu anlatıcağım karakter bir kahraman değil aslında olamadı ama olmayı çok isteyen bir kahraman olma yolunda mücadele veren ve inanılmaz bir darbeyle masallardan elini ayağını çeken bir karakterin öyküsü internette dolanan bir masal belki okumuşsunuzdur. Neyse masal şöyle birşey idi.
Vakti zamanında bir çocuk varmış ve bu çocuk doğduğu zaman doğuştan gelen bir sorumluluk ve ilk olma sıfatını taşıyormuş ailesi içinde. Ailesi onu çok sever ve onun mutluluğu için ellerinden gelen herşeyi yapmak için canla başla çalışırlarmış. Bu çocuk büyürken ailesi ona bir kardeş hediye etmiş ve o çocuk kardeşiyle hergün ama hergün ilgilenmiş. Kardeşi büyüdükçe o çocuksu dönemlerini yaşamaya başlamışlar. Bazen kavga ediyor fakat birbirlerine en fazla 1 gün küs kalabiliyorlarmış ve işte öyle seviyorlarmış birbirlerini abisi o kardeşini okadar çok korumuş ve el üstünde tutmuş ki, kardeşii sayesinde abilik duygusunu, sahiplenme duygusunu, paylaşma duygusunu, kavga etme olgusunu, laf dalaşı v.s v.s gibi bir çok ilkini ve oluşumları yaşamış. Zaman içersinde artık abi ile kardeş arasında hiç bir şekilde kopmayacak bağ oluşmuş. Abi gene aynı abi , kardeş gene aynı kardeş kaldığı için. Bu abi kardeş bir çok şehir gezip bir çok insan tanımış ailelerinden gördükleri yada öğrenebildikleri kadarıyla topluma katılmışlar ve abi ilk başlarda kardeşini o kendi arkadaş ortamına almasada zaman içersinde kardeşide gelsin diye bir çok teklifte bulunmuş. Kardeşini herkes çok sevmiş ve onun muhabbetine hayran olduklarını dile getirmişler bu da bir abinin en hoşuna giden şeylerden biridir mutlaka ve abi artık kardeşinide çoğu ortama almış zaman içersinde kız arkadaş konuları, okul ve ders konuları, aile içi konuları, arkadaşsal konuları ve geleceğe yönelik yapılan planlar içersine girmeye başladıklarında ellerinde bir alkol kadehi olduğunu farketmişler. Artık birer yetişkin misali konulara objektif ve mantık çerçevesi içersinde yaklaşmaya başlamışlar taaa ki abi kendini birine kaptırana kadar. Artık abi biraz daha gönülü kaptırdığı kişi ile meşgul olmuş fakat hiç bir zaman sırtını dönmemiş ona, ve hatta sırf abisi o sevdiği kişiyi görsün diye abisinin yalanlarını saklamış ve gerektiğinde ona cebindeki tüm harçlığı vermiş. Yani aralarındaki bağ hiç bir zaman bırakın kopmayı, en ufak bir titremeye bile maruz kalmamış.Kardeş abinin hep destekçisi ve yanında Abide kardeşi için gözünü kırpmadan davranıcak halde. Abi biraz saf yoğun bir salaklık var tutturmuş seviyorum diye kardeşi onu hayretle izlerken abisi fotoğraflar çoğaltıp duvarlara asmış, mektuplar yazmış, süprizler hazırlamış çoğunu yapmış çoğu süpriz olmaktan çıkmış ve abi aşırı derece git gide bağlılık duymuş o kadar bağlanmış ki, hiç bir şekilde kendine engel olmamış herhangi birşey yaparken dahada güzeli dahada iyisi için hep çabalamış durmuş. Ee peki o sırada kız ne yapmış, sadece çocuk mu cabalamış ? Yok. Elbette kızda çabalamış elinden geldiğince imkanları kısıtlı yapabilicekleri sınırlı elinden gelenin "belkide" en iyisini yapmaya çalışma ama yeterli derece değil. Karşılıksız sevgi gösteren bir köpeği bile elini uzatıp hiç olmazsa başını okşar fakat bu kişi biraz daha acımasız biraz daha adaletsiz. Çocuk uğruna yapabiliceklerini kafasında tasarlayıp bir bir ona göstermeye çalışırken kıza , kız farklı davranmış ve çocuk o sırada sabredip biraz daha fazla alkol bazende abartılı derecede sigara kullanmış. Ve çocuk çok fazla alkolün günbegün alınmasınıda bu vesileyle öğrenmiş olmuş ve bu oluşan gerizekalı olgununda ne kadar kötü birşey olduğun farkına varmış ama sevmiş bir kere içmeyi.
Birden, beklenmedik bir zaman diliminde ayrılık olmuş. Çocuk bir yanda bitmiş, kız bir yanda bitik. Çocuk hemen sığınıcak bir gönül yuvası arayıp kardeşine ve ailesinin kollarına bırakmış kendini ama o ne kadar çabalasada onun gönlü aramış hep onu hergün çoğu zamanda an ve an aradan uzun bir zaman dilimi geçmiş ve o arada yaşanan bir çok olay, çocuk bir gün cesaretinintümünü kullanarak aramış o kızı. O zamana kadar kardeşi ailesi ve dostları yapma demesine rağmen isyan etmiş itiraz etmiş ve aramış başına geliceklerden habersiz. Uzun bir süre telefonda muhabbet etmişler ve birbirlerini görmüşler, Kız bir başka çocuktan yediği ağır darbenin etkisinde sürekli içinden ve dışından kendine yalanlar söylemekle meşkul bir kafa yapısına girmiş, kendine söylediği yalanlar etrafındanda duyulmuş ve inanılmış çoğu zaman. O çocuk, bir çocuğun kahraman olma yolundaki en büyük ve ağır taşını koymuş hem çocuğun yoluna hemde kızın gönüle. Kıza öyle bir darbe vurmuş ki, kız hiç kimsenin daha önce görmediği bir hal almış. O çocuk çok sevmiş onu diye inandırmış kendini ama çocuğun çevresi aynı şekilde düşünmüyormuş. Yani O ağır olan çocuk zaten hep böyleymiş ama işte onu çok sevdiğini düşünen kız onun sevgisini kendi içinde abartmış. Paylaştıkları ve yaşadıkları her ne ise kendini çocuğa çok kaptırmış ve onuda kendisi gibi zannetmiş. Fakat o ağır çocuğun arkadaşları o kızın olayı abarttığını biliyorlarmış velasıl çocuk aynı çocuk ama kız içinde abartı bir aşk yaşamış. Bu sırada bu bizim geriden gelen saf ve salak çocukta haala özledim kıl tüy gibi aptalca hayaller uğrunda yolunda devam ediyormuş. Bu çocuk yani kahraman olmak için uğraşan çocuk dayanamayıp bir kez daha görmek için çabalamış onu ve görmüşte. Kız onu güler yüzle karşılamış birbirleriyle şakalaşmış ve bazen eski günlerdeki gibi takılmışlar. Kız ne yaptığının farkında ama bu yaptığı şey ona mutluluk veriyor. Karşısında onu tamamen masumane seven o çocuğun sırf onun yüzünden acı çekmesi ve onun için birşeyler yapmaya çalışması onun zevk duyduğu bir konu ama o saf çocuk o kız için hiç bir anlam ifade etmiyormuş.
Gel zaman git zaman kız, bu salak çocuğun daha fazla acı cekmesine sebep olmadan bir karar almış ve " şimdi sen git ve uzaktan benim acı çekişimi izle "demiş. Çocuk tek bir cümle etmeden çekip gitmiş. Onu gene hatırlamış bazen gene özlemiş ama onun kendisine yaptığı terbiyesizliği ve bu adaletsiz acımasızca yaklaşımı ömrünün sonuna kadar unutmiycakmış Kızın bundan haberi olmamış çocukta söylememiş zaten ama bu sefer çocuk o kızı bir kerede silmiş ve adını bir daha ağzına almamış.Hafızasında ona dair ne varsa bir bir silmeye başlamış o günden sonra ve bundada gayet başarılı olmuş. Hayat, onun o saf o salak o masum kalbine bir merhem sürmüş ve tüm güzellikleri görmesini sağlamış. Çocuk tüm kötülüklerinden arınmış bir şekilde içine bir zehir gibi işlemiş olan o kızın vakti zamanında kendisi uğruna uğraşan, didinen, bir ümit bekliyen, ağlayan, acıyan, ve hala bekliyen o çocuğun şuan O olduğu görüp gerçek hakkın ve adaletin yerini bulduğunu görmüş.Bu mutlulukla çevresine ve onu sevenlere uzuuun bir süre neşe saçmış. Kurmuş olduğu hayallere adım adım tırnamış ve zorlanmış. Kimsenin " yapamaz " dediği şeylerin üstüne dahada yoğunlaşmış ve en sonunda kafasından herşeyi silip güzel bir hayata yelken açmış.....
İlk defa bir masalımı mutlu sonla bitiriyorum ve eğer şuan bu yazdıklarımıda okuyorsan eğer ilk olarak tüm yazıya gösterdiğin sabırdan ve zaman kaybından dolayı teşekkürederim. Bu kadar uzun ve sıkıcı bir yazıyı merak edip bitirdiğin için gerçekten meraklı bir okur falan olman gerekiyor :) çok saçma bir şeydi bu yazdığım çünkü bunların hiç biri olmadı ve aslı yok tamamen şuan kafadan uydurdum çok canım sıkıldı bi hikaye atıyım dedim. Sağdan soldan duyduklarımı birleştirdim uyarladım ve doğaçladım. Tekrar teşekkürederim okuduğun için yazdıklarım bittiğinde unutmalısın bu saçmalığı ve bana küfredebilirsin bunun içinmi çaldın zamanımı diye. Neyse çok uzatmıycam daha fazla. Siz siz olun böyle masallara inanmayın aslında masallar hiç olmadı o karakterler hiç olmadı. bye..
F.Berkay.A
İlgisizlik,
Sizin hastalığınız bu. Körsünüz,sağırsınız hepinizin propagandalarıyla gözünüzü boyladılar tanıdığınız herkese, evet tanıdığınız herkese haber vermek için koşmalısınız. Çok geç olmadan koşun ben kendim için korkmuyorum , ben artık birşey yapamıyorum. Ama siz, siz hala bir seçim yapabilirsiniz. Sadece hayatta kalmakla yetinmeyin.
Duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya.. Farkında olduğum için.. Kendim yazdım, kendim oynadım en başından beri.. O yüzden ki bir dünya yarattım, roller verdim sahnedekilere.. Sevdim; sevgilim, paylaştım; dostum dedim.. En derinimde hissettim; annem, kızdım da kıyamadım; babam dedim.. Geçer dediklerimi geçirdim.. Biter dediklerimi bitirdim.. Nefret ettiklerimi sildim, geçtim.. Gün oldu; silkindim, yeter dedim.. Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana.. Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.. Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde.. Haddinizi aşmayın ey faniler.. Ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır; silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden.. Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep? Uğraştırmayın da dağılın hadi.. Dağılın ve gidin, ama bilin.. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım da vardır lakin, lafa bakarım laf mı adama bakarım adam mı diye…
Bu gün kar yok, yerde var ama görünürde yok. Ne zaman kar yağsa hep kaldırımlara üzülüyorum ben, en çok üşüyen hep onlar oluyo bütün yük onların omuzlarının üstünde kar yağıyor, geçiyor fakat kaldırımların üstünden hiç bir zaman eksik olmuyor kar...
Sen hiç sokaklarda kimse yokken sabahın köründe o boş sokakları izledin mi ? İstanbul okadar masum ki sabahları. Özellikle kış mevsimlerinde sokakta insan yok , yollarda arabalar birileri bir yerlere gitmeye çalışıyor ama uzaktan baktığın zaman sanki onlar orda olmak zorundalar gibi yani hep aynı arabalar aynı kişiler sanki daire çizip tekrar senin baktığın noktaya geri geliyor ve geçiyorlar gibi. Şuan istanbulun adaları gören bir semtinin içindeki eve ait bir pencereden bakarak yazıyorum bunları ve gördüğüm tablo bu. Bu saatler kuşların saatleri onlar da erkenden işe gitmek için uyanmışlar sanki onlarda bir yerden bir yere gidiyor üşenmeden, bu soğukta kalkmışlar sıcak yataklarından sanki...
Kar vardı ya hani artık yok onun yerine yağmur geldi. Yağmur kar'ın kız kardeşi gibi sanki daha masum daha sevimli daha çok seviyor insanlar onu , ama hepsi değil. Bu kızın bazen şımarıklığı tutuyor ve hareketlerinde genişlik oluyor ardından ağlıyan evsiz kalan insanlar.Kar daha sert, daha acımasız sizi üşütüyor ve gitmiyceksin bir yere oturucaksın burda diyor baskıcı ve kıskanç.
Işık yok güneş yok soğuk kapalı sönük ve dondurulmuş bir enerji var havada ve hava okadar soğuk ki ben dışarı bakarken düşünüyorum bu soğuğun derecesini ben içerdeyken yada biz o kadar çok canlı var ki dışarda ve hepsi o soğun içindeler şuan ve şuanda hatta hâla... saat 09:39
İnsan her uyuduğunda rüya görürmüş diyorlar. Bunu biliyor muydunuz ? Ben bir kaç senedir biliyorum bunun böyle olduğunu ve rüya görmenin çoğu zaman çözülemediği bir gerçek olduğu konusu üzerinde bazen aklıma abuk subuk şeyler geliyor. mesela çok uzun bir rüya gördüğünü zannediyorsun fakat en fazla süren rüya 2 saniye bile değilmiş. Çok garip bir zaman kavramı bence bu, o kadar olay gerçekleşiyor rüyanda ve birden uyanıyorsun uzun bir rüya gördüğünü zannediyosun ya işte o bile 2 saniye değil. Çok acayip bir durum ya benim aklım pek almıyo bu konuyu açıkcası.
Birde şöyle birşey var örneğin; rüyanda gördüklerin bilinç altındakiler mi ? gerçekleşmiş olanlar mı ? yoksa gerçekleşicek olanlar mı ? yani insan gerçekten rüyasında kendisinin yada bir başkasının geleceğini görebilir mi ? Bazıları der ya " ben bu olayı rüyamda görmüştüm " diye garip bazende bu yüzden dejavu oluyoruz falan garip bir olgu bunlar aslında değişik bir enerji şekli.Heleki bazı rüyalarımız ne kadarda gerçekçi oluyor yaa resmen yaşıyosun o anı ve uyandığında bazen "keşke uyanmasaydım" diyosun yada, " ohh be rüyaymış!" dediğin rüyaların oluyor.
Şimdi senden ( bu yazımı okuyan kişiden yani ) şunu istiyorum, sadece şunu düşün bak ; şuan mesela rüyada olmadığına eminsin uyumuyosun bilgisayarın başındasın birisi birşey yazmış ve sen onu okuyosun evdesin tam olarak bulunduğun ortamı düşün birileri arıyor seni telefonla konuşuyorsun yada birisi sesleniyor sana içerden müzik dinliyosun normal bir gün belkide bugün senin için ve bir şey oluyo normal devam ederken günününe birden uyanıyorsun ! meğer gerçek olarak zannettiğin o gün senin o 2 saniyelik rüyanın bir parçasıymış. Şuan ne kadar saçma birşey düşündüğümü düşünüyor olabilirsin haklısında bu benim bi kaç saat önce ve bir kaç yıl önce aklıma geldi aslında. Tek istediğim sadece bununda bir olasılık olabiliceği gerçeğini düşünmen. yani ya hakkaten öyleyse rüyanda hiç yemek yemedin mi ? rüyanda rüya bile görmüş olabilirsin değil mi ? Rüyanda ağladın, güldün v.s v.s yani gerçek hayatta yaptığın hersey rüyalarındada oluyor. Neyse bu çok şaçma bir fikirdi kabul ediyorum yani ben bunu düşünüyorumda başka biriyle yada birileriyle paylaştığın zaman ya saçma olduğunu düşünüyorsun yada ona saçma geliceğini düşünüyorsun sonuçta benim kafamın içindeki şeklini kelimelere dökemiyorum ne kadar dökmek istesemde bunu yeterli derece yapamam yani tam olarak kendimi ifade edemem sanırım.
Rüya görmek çok güzel birşey ama bence, iyi yada kötü bir şekilde rüya görmek farklı duygular ve etkiler bırakıyor insanın üstünde. Ben bir iki kere uçtuğumu gördüm mesela ikisinide çok net hatırlıyorum bir tanesinde uçma yeteneğim vardı diğerindede rüzgarın etkisiyle savrulmuştum ve yere düşerken uyandığımı hatırlıyorum fakat düşerken gerçekten korkuyor insan ya ve önüne geçemiyosun rüya gördüğünde " eveeet ben şuan rüya görüyorum "diye bilinçlenemiyosun, mesela uçtuğumda rüya gördüğümü farketseydim eğer, özgürce uçardım ""benim için tasarlanmış ve kurgulanmış olan rüyayı oynamaktansa"" ama hiç birimizin öyle bir seçeneği yok malesef. Fakat şöyle bir gerçek var genelde bilinç altınızda olan yada bastırmış olduğunuz duygularınızı, isteklerinizi, kafanızda tasarladıklarınızı, hayalini aşırı derecede yada üstünden geçerek kurmuş olduğunuz hayallerinizi rüyanızda görüyosunuz ya , yada çok çok alakasız şeyler. Hiç aklımdan geçmediği halde yada düşünmediğim halde rüyamda uçaktan atladım falan gibi mesela yani. Küçükken bir canavarın ( bu dinozor gibi bir şeydi sanırım) ben bisiklet sürereken beni kovalaması o rüyamdan uyandığım sıradaki kalp atışlarımı net bi şekilde hatırlıyorum.
Belkide rüya ile ilgili pek teknik bir bilgim yok diye kafamda şekillenen bir şey yok o yüzden aklıma bu tarz şeyler geliyor. Yani şöyle anlatıyım bu durumu 3-6 yaş arasında hiç bir eğitim görmemiş çocuğa "bana herhangi birşey çizebilir misin ? " dediğiniz zaman çocuk size çok farklı bir şey çizer beklemezsiniz ondan öyle birşey yada çok anlamsız bir şey cizer ve size o abuk subuk çizdiği resimi birde yorumlar şurda bu var burda şu var gibi bu da onun gibi şey sanırım teknik bir eğitimim yok rüya konusunda sadece çok farklı ve enteresan bir enerji olduğuna inanıyorum okadar ama rüya yorumla falan deseler saçmalarım belkide belkide mantıklı şeyler söylerim.bilemem.
Bu rüya konusunda çok fazla takığım aslında üstüne çok fazla saçmalayasım var ama uzatmak istemiyorum. Bu konu beynimde gereksiz bir yer kaplıyordu ordan buraya aktardım kafamın içinde yer açmış oldum. :).
Ayrıca şu sözüde bu gün duydum çok etkiledi beni ağır bir anlamı var gerçekten anlarsan.
Hayat asla sahnelemiyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibarettir. okuduğun için sağol.
F.Berkay.A
Enteresan bir durum bu aslında , ne yazıcağıma karar vermeden başladım bunları yazmaya fakat şuan aklıma gelen bir şeyden bahsetmek istiyorum...
Daha önce hiç Türk Sanat Müziğini anlamaya çalıştınız mı ?
çoğu zaman meyhanelerde dinlenilen ya da büyük aile toplantılarında ( ki bunlar çoğunlukla alkollü ortamlar olur) gerçi sizde öylemidir bilemem ama benim ailem alkol almayı sever yer yer, zaman zaman ortamına göre.. çoğu zaman misafirin yakınlık derecesine göre ilk başlarda çay pasta börek ile giriş yapan ev sahibi bizimkiler daha sonradan erkeklerin " yaa birer kadeh viski içeriz değil mi X ? demesiyle evdeki hanımların hemen o sofranın üstünü birden mezeler,bardaklar ve o ortam için gereken binimum araç gereç ve gıdayı hazırlamaları ( ki buda inanılmaz bir durumdur nasıl bu kadar pratik ve hızlı olabiliyorlar şaşırıyorum resmen )bu gerek bir bardak viski gerekse bir duble rakı ile başlanılan konuşma ve ortam birden " yaa dur ben bir büyük daha alıyim bu yetmiycek bize " şeklinde devam eder. Ordan hemen evin en markete gidebilitesi kuvvetli ve itiraz etmiycek olan bireyi seçilir ve direk ona birinci elden ricada bulunulur. Burda ricada bulunmanın sebebi alkolün etkisi normalde " kap gel oğlum" şeklinde geçen diyolog bir iki dubleden sonra " oğlum be bize şurdan bi büyük rakı alırmısın ? " şeklinde ricaya dönüşür ki bunuda yadırgamaz o zayıf seçilen halka. Birden türk sanat müzikleri açılır muhabbet ona göre değişir ve eşler kendi aralarında dikiş nakış konuşurken evin erkek bireyleri daha çok memleket,para,gelecek,çocukların istikbali ve bu tarz konuların çevresinde volta atarlar. Daha sonra evin en neşeli olduğu düşünülen küçük bireyi (çocuklar yani) üstünden espiriler yapılmaya başlanır ve o yönde devam eden muhabbet fıkraları fıkralar anıları anılarda eskiden yaşanmış komik ortak hatıları hatırlatır ve zamanın nasıl geçtiğini çoğu zaman erkek kısmı anlamasada bayanlar genelde çocuklarının uykusu gelmesi sebebiyle " X biz ufaktan...." diye sonunu söylemekten çekindiği belkide o an ki sessizlik ile sorumluluk almak istemediği için bu şekilde yarım bir cümle ile mesajını verir. X o mesajı " tamam hanım şu dublemide içiyim kalkarız saatte şu olmuş zaten " şeklinde destekler ve içten içe yavaştan kalkılcağının mesajını verirler. Ev sahipleri bu mesajı alır ve olayın farkına varıp direk gerek yarım ağız gerekse içten olarak " oturuyoruz be yenge yarın tatil zaten " şeklinde muhabbetten ve geçen zamandan keyif aldıklarını vurguluyan cümlelerle sessiz kalmazlar genelde.
Eskiden bu tarz durumlar ortasında kaldığımda , eskiden dediğim rakı ve viski içemediğim zamanlar içersinde bu çalan türk sanat müziğine bir anlam veremiyordum, nedense bana çok yavaş manasız eski türkçe ve açıklıktan ziyada daha çok sevgiliye manasal mesajlar veren sözler içerdiğini düşündüğüm için reddettim dinlemeyi taaa ki o ilk dudağıma değen rakı bardağına kadar işte o dakikadan sonra ben sormuştum babama yaa biraz türk sanat müziği mi dinlesek ? diye. O sırada babamın yüzüme tebessümle bakışını çok net hatırlıyorum. tebessüm etmesinin sebebi şu ; babam ud çalan biridir ve türk sanat müziğine olan aşkını onu tanıyan herkes çok iyi bilir. Aynı zamanda çok iyi bir jazz ve balad dinleyicisidir. Bu yüzden benimde bu yönde adım attığımı görmesi hoşuna gitmiş olmalı diye düşünüyorum ben. O akşamdan sonra oturup kendime bir müzik listesi yaptım içersinde babamın ve benim ortak dinlediğimiz şarkılar ne zaman oturup içmeye karar versek hemen o listeyi açarım o kendi kendine çalar ve biz tabir-i caizse demleniriz.
Çoğu insan her akşam içen insanları "alkolik" yada " Ayyaş, sarhoş, pis adam " şeklinde değerlendiriyor. Bende çok içen birisiyim gündüz yada gece yada sabah öğlen akşam farketmez canım ne zaman istiyorsa o zaman içen birisiyim ve bu hoşuma gidiyor. Allahtan kendimi kaybedip sokakta naaralar atanlar gibi olmuyorum bu da gerek benim ailemden almış olduğum sofra adabı gereğince gerekse kendi kendime bu doğrudur bu yalnıştır şeklindeki gözlem ve görüşlerim doğrultusunda oluşan bir olgu sanırım. Oturduğum sofrada eğlenmek bakî olmalıdır. Ustruplu içene sevgim ve saygım sonsuzdur fakat iki dubleden sonra ağzı burnu kayan ( bu cümlem ile konuşamamaktan ziyade saçmalamak ve anlamsız cümleler küfürler etmek)Dan bahsediyorum bu tarz kişilerle bir daha oturup içmemeye özen gösteririm fakat ortamda onlarda varsa kadehimi tokuşturup ona dikkat ederek içerim. Babamın söylediği bir cümle ki bunu herkes biliyodur babam her sofra kuruşumuzda bana tembihler " arkadaşını alkol sofrasında tanırsın oğlum içtiğin kişiye dikkat etmelisin" diye ve her zamanda bu cümleden sonra ekler " alkol masanda eğer çiçek olmazsa o masadan ve muhabbetten tat alamazsın " diye burda ki çiçek lafını umarım herkes anlamıştır bu yazıyı okuyan..
Son olarak şöyle bitirmek istiyorum bu yazımı. Yazdıklarım bir türk sanat müziğini duyuşumla başladı ve aklıma gelenleri direk yazmak istedim paylaşmak istedim burası ile belki çoğu okuyanlar için saçma gelebilir ama genede bence ve benim kafamdakini anlıyanlar için birazda olsa suratlarında tebessüm yaratıcağını düşünüyorum fakat şöylede bir durum var yazdıkça canım rakı istemedide değil hani neyse ben babama söyliyimde bir sofra kuralım bu akşam :) saygılar ..
F.Berkay.A
Bahçe kapısından sızdılar aralık kalmış neresi varsa hayatımın
Bünyede bastırılmamış ne kadar isyan varsa ordan
Daha asitli bir yalnızlık için dilek tutuyorum şarkılara
Sıradaki benim şansıma diyorum haberler başlıyor birden Benden hazin biçimde bahseden
Kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa önde gideniyim her tazzikli akışta
Gitme diye yalan bile söylerim, yerini söylerim ne saklamışsan kal diye
Bu yazı serin tutalım dıye çıplak tenlerde gece yarısı tatlı bir soğukluk olsun diye Her sevişme aramızdaki her üryan gelişme
Hem gidenedir bu şiir, hem gelecek olana o da biraz oyalanıp gider nasıl olsa
Hep haberler başlıyacak biliyorum hangi şarkıyı seçsem şansıma
şimdi şifa niyetine giriyorum sulara mavisine değil denizin sade tuzuna
---- Bak bakayım bi olmuş mu bu diye sordu bana inceleyerek baktım gayet iyi ama biraz daha koy üstüne bu akşam koparıcam kafamı dedim gülerek baktı ölürüz lan diye cevap verdi farketmez dedim sen koy...
----Biraz daha serpiştirirken mutluluğu üstüne o, bende güzel bir playlist yapıyordum fazla fazla asılırken çiğerlere dinlemek için o kafayı. "tamamdır bilader bu " dedi " başlat ozaman sen " dedim heycanlanarak. " olmaz sıra senin sıran" dedi. "iyi ver" dedim tüm cesaretimle, çakmağı yaklaştırdıkça ona buram buram bir koku çiğerlerimi sarmıştı zaten durmadım döndürerek ateşle öpüştürdüm onu ve cızırtısı heycanımı bastırmaya yetmişti. Biraz durduktan sonra olabildiğince çiğerlerime ulaşmasını sağladım her hücresine ve her noktasına öylede oldu aslında durdum etrafa baktım çiğerlerim iyice "evet bu gayet iyi " diyene dek tuttum nefesimi ve bekledim onları. Daha sonra yeterli bu kadarı hadi diyerini gönder diyince bıraktım nefesimi yavaş yavaş çiğerlerimin beynimle konuşmaya başladığını duyunca dinledim onları kulak misafiri oldum aralarında ve işte tam o noktada bastım "play" tuşuna uzatırken elimdekini yanımdakine bir irkilme geldi fakat kısa sürdü içimden bir ses o irkilmeye hoşgeldin dedi onuda duydum güldüm sessizce. Öyle bir müzik listesi yapmışım ki, eğer o an çalan şarkıya bırakırsam kendimi bulunduğum yerden çok uzaklaşıcaktım bu yüzden sadece dizimle ritim tuttum ve aslında kendime her topuğumu yere vurduğumda " hala burdasın başka yerde arama kendini " demek istedim. Yanımdaki elindekini uzatırken bana kim bu çalan şarkı dedi bir an durdum ve unuttum kim olduğunu " yalnız bi dakka ya ben gülücem sanırım buna " hiç beklemediğim bir anda gülmeye başladım "niye gülüyosun oğlum" dedi."bilmiyorum" derken daha fazla gülmeye başladım çünkü o kadar salak bir durumdaydım ki neye güldüğümüde bilmiyordum ama ben bundan hiç rahatsız değildim açıkcası çünkü uzun zamandır böyle gülmüyordum anın tadını çıkartmaya çalışıyorum sadece ve tekrar tuttum nefesimi tekrar ve tekrar taaki "söndürüyorum bunu bitti bu galiba " diyene kadar o. "tamam söndür bir tane daha çıkar bundan " derken hem gülüyor hemde nasıl yapıcağımı düşüyordum.
----Parçaların güzelliği kafa tasımın içinde duran beynimin her kıvrımına ok gibi saplanıyor ve ben sanki sabahtan beri aynı şarkıyı dinliyor gibi hissediyordum.Tam o sırada yanımdaki anlatmaya başladı anlattığı şeyler o kadar saçma geliyodu ki takip etmem söz konusu bile değildi zira ben anlatsam o da beni takip edemezdi ama dinler gözükür cümlemin son kısmından konunun özetini çıkartıp bana yorum yapar ve bende buna nefesim kesilene kadar gülerdim. O kadar tedirgin bir ortam ve bir sürü cümle ile muhabbeti kurmaya çalışıyorduk. Kapı çaldı daha önce o evde bulunmadığım için tedirgin oldum gelenin kim olduğunu merak ediyordum. Gelen kişi yarım saat önce bakkala kola almaya giden o bulunduğum evde yaşayan ve kendine ait odası bile olan birisydi girdi içeri onu görünce rahatladım ve sonra güldüm içimden ama düşündümde acaba dışımdan mı gülüyorum diye tekrar durdum baktım kendime dışarıdan, o sırada " lan beni niye beklemediniz ibneler" lafı ile o içimde tuttuğum gülüşü dışarı savurdum tüm odayı kaplıyan kahkahalarım kulaklarımızı doldurdu ve " ooo bu olmuş bilader " lafı ile kestim birden olduğumu bende biliyordum ama birinin " oo olmuş bu " lafı beni kendime getirmeye çalışmamı sağladı fakat bunun için çok fazla üstünde durmadım zira durucak kadar hafızamda tutamadımda. Bir tane daha hazırlarken yeni gelen ve aslında orda yaşayan kişi onun bu konudaki ustalığını hayretlerle izledim ve aynı zamandada müzik ile kafamda bağdaştırdım. Çok kısa bir süre içersinde bir yenisi daha geldi ve artık çoğu şeyi 5 saniyeden fazla hafızamda tutmamaya başladım kasıtlı olarak çünkü sürekli gülüyor ve deli gibi eğlendiğimi hissediyodum.Dışarı çıkalım denize gidelim dediler ve ben güneş gözlüğümü dışarda yüzüme takarken buldum kendimi. Denize gittik ve ben yüzmeyi unutmuş gibi sadece suyun içinde " nabıcaktım ben " diye düşünmekten sadece ıslandım ve çıktım. Ama bu sırada bile gülüyordum yorulduğumu hissettim ve kendime geldiğimi hissettim. Uyudum evde ve uyandığımda tek hatırladığım o zaman içerisinden aşırı derece gülmüş ve karın kaslarımın ağrıdığı idi.
F.Berkay.A
Aslında şöyle bir düşününce ne kadar garip demi ? İnsan sadece 5 duyu organı ile var oluyor hayatta görüyorsun ,duyuyorsun , tadıyorsun , kokluyorsun ve hissediyorsun ... Bunlar sayesinde bence hayattan zevk alıyorsun yada bunlar yüzünden bir şekilde acıların oluyor.. Hepsinin kendi içersinde güzelliği ve bir o kadar da kötülüğü var hayatımda, belki de hayatlarımızda ... Hani dertleniyoruz ya tek bir sebepten dolayı her şeyi ona bağlıyoruz ya hayatta bizi mahvettiğini düşünüyoruz ama eğer sahipsek o duyguya mutluyum diyoruz dışarı da olup bitenden habersiz yaşıyoruz çünkü, hayatta o dakikadan sonra sadece "o" önemli oluyor hemen hemen herkesin başına gelmiş bir şey bu adını henüz koyamadı kimse koyamıyor da aslında kimsede koyamayacaktır. Bunu sadece yaşayan biliyor ama sonra onlarda anlam veremiyor belki de herkes kendisini çok farklı hissediyor belki de öyle hissetmek istiyor aslında istekle alakası yokta öyleymiş gibi sanki biraz karışık bu durum herkes kendince oldukça özel ! bir zamanlar bir söz duymuştum birisinden dedi ki ; Tanrı ruhları çift yaratırmış ve sonra onları dünyaya ayrı ayrı yollarmış onlar kendilerini bulunca mutlu olurlarmış sonsuza dek birlikte yaşarlarmış bunun ne kadar doğru olduğunu yargılayamam ama çoğu kez buldum sanıyor kişi ama sonunu düşününce biraz üzüntü kaplıyor belki de "biraz" az kalıyor.. Buldum sanıyorsun o an onu düşünmüyorsun evet bu ruh ikizim şeklinde bakmıyorsun olaya ama öyleymiş gibi hissedip öyleymiş gibi yaşıyorsun. O senin için sen onun için belki de çok fazla uğraş veriyor ve çabalıyor ama iki tarafta şöyle diyor " aslında ben daha çok seviyorum " bunu söylemesinde kendince çok haklı sebepler bulabiliyor /sun çünkü hep kendi tarafından bakıyorsun olaylara ve kıyaslama yapmak gerektiğinde hep kendinin yapabileceğim en zor hareketi yaptım diyip onun en küçük yaptığı hareketi düşünüyorsun. Bunlar bazen söylenmiyor her zaman herkes kendi içindeki duyguyu belirtemez söylemez belki de karşıdakinin anlamasını bekler yada ister , ama ne olursa olsun onlar yaşanmış şeylerdir.. Delice sevmenin çok basit bir anlamı var aslında gözünün kararması etrafında olup bitenden haberinin olmaması ve tek bir isme ,yüze ,kişiye ,hayata odaklanmak ..5 duyu organının her bir hücresine hitap ettiğini düşündüğün zaman işte o duyu organlarının hepsini onun üstüne yoğunlaştırıyorsun ve bunu yaptığını da bir şekilde göstermek istiyorsun haklı olarak çünkü senin onu sevmenin karşılığı sana doğulacak sevgi biliyorsun daha fazlası daha fazlası derken kendini kaptırdığını görmez hale gelip birden kendini o duygularının içinde buluyorsun o karmaşık duygularının içinde..Yaptığın ve yapacağın her şey sadece o ve onun için olacaktır. Artık belki de bazıları ikinizin mutluluğu için ama kendinden çok onun için... Bakıyorum da herkes bir şeylerden şikayetçi " evet ben süper mutluyum gerçekten mutluyum " diyen kimse yok eğer bunu diyen birisini görürsen inanma çünkü aslında onun aklında kafasını kurcalayan ve cevabını sadece zamanın bildiği bir yığın soru , sorun belirsizlik ve çaresizlikler vardır. Çünkü en mutlu insan bile bir şekilde bir o kadar mutsuzdur ve aslında sencesini bilemiyorum ama bence mutluluk kavramı çok kısa sürelidir anlıktır yani çünkü uzun süreli mutluluk gerçekten zor iyice bir düşünürsen ne demek istediğimi daha net anlayacaksın örneğin kendi hayatına bak oradan başla düşünmeye.. Uzun zaman bunun uzun sürdüğünü iddia ediyorsun çünkü " o an" lar dan birinde gibisin kendince çünkü seninle birlikte dünyaya gelen o ruhu buldum diyorsun bulunca iyice içine işliyorsun onu hatta, çünkü "O" ydu ya senin için artık hayat çünkü insan böyle düşünüyor yada böyle düşünmek istiyor o kısmını bilemiyorum tam olarak dedim ya çok karışık diye bu da o karışıklıktan bir tanesi aslında.. Eğer o ruhu uzakta bir yerde bulduysan yada tesadüfen rastladıysan yada isteyerek uğraşarak rastladıysan farkında olmadan hatta hiç düşünmeden tüm dertlere tüm uğraşlara " bana uygundur" demişsindir ve eğer cidden kendini o hayale kaptırdıysan o zaman yapmalısın her şeyi çünkü 5 duyuna hitap ediyordur o ruh .. ve gerçekten o olduğunu düşündüğün için kaybetmek istemezsin hep sende kalsın seninle kalsın diye uğraşıp durursun eğer gerçekten doğru ruhu bulduysan da oda senin için aynı şekilde uğraşır ama bunların büyük bedelleri olabiliyor . Mesela dediğim gibi uzaktaki bir gerçeklik uzaktaki bir hayat onu görebilmen için duyabilmen için koklayabilmen tadabilmen ve hissedebilmen için orda olmalısın yanında olmalısın sen böyle düşündüğün sırada kendini lüzumsuz bir şirketin otobüsünde bulursun gittiğin yer diğer gittiğin yerlere hiç benzemez orası biraz soğuk biraz sıcak biraz üzgün biraz mutlu biraz hayal biraz açık biraz karamsar biraz kapalı biraz umutlu biraz dağınık sokakları boş seni suçlu gibi hissettiren pişmanlık uyandıran sonra cesaret veren umutsuzluğa iten bekleten yoran süründüren ama aslında bunları kendi standartlarını bozmadığı için yapan içinden off çeksen sana yol gösteren yardım eden soğuğunda ısıtan beklediğin kişiyi hemen yanına ulaştıran çaresizliklerine çoğu zaman çare bulan kaldırımları eğik yer yer düz bazen de olmayan yanında O ile dolaşırken tüm belasını senin çevrende oluşturan ama sana dokundurtmayan sürpriz yapmak istediğinde zamanını almayan ona ulaşmak için gittiğin yolu kısaltan ama onla birlikteyken o yolu uzattıkça uzatan moralin bozukken gittiğinde her şeyi üstüne üstüne gönderen sinirlendiğinde sinirini arttıran ama mutluysan da mutluluğunu katlayan ama kendi içinde, kaldırımlarında, dükkanlarında, barlarında, otobüs duraklarında, otobüslerinde ,yollarında ve insanlarında hatıralarını sakladığı bir yer orası ve orda yaşayan insanlar aslında oranın kıymetini bilemezler sen kadar her ne kadar orda doğmamış orda büyümemiş sokaklarında top koşturmamış yada bir kavgaya karışmamış olsan da caddelerinde volta atıp gezmesen de her karışını çok iyi bilmesen de orayı oralıdan daha fazla seversin çünkü aslında senin hayatının yarısı orda yaşar ..
Biliyorum anlattıklarım çok saçma senin için biliyorum anlam veremiyorsun belki de dalga geçiyor sun hatta içten içe de gülebilirsin bunların hiç birini o 5 duyunu orda bıraktıktan sonra umursamıyorsun inan ki ...Tüm hatıraların, tüm anıların, sevinçlerin, mutlulukların, hayallerin ,umutların, çaresizliklerin , aklın,düşüncelerin yaptıkların ,yapacakların, sözcüklerin, harflerin , hediyelerin, ilk'lerin ve sen orada kalıyorsun ve günbegün eriyorsun aslında sana koyanda bunu göre göre kendini oradan çekememek bunu biraz sen istemiyorsun biraz aklın biraz yüreğin birazda şartlar..Göz göre göre acı çekmek biraz pişmanlık birazda çaresizlikle alakalı sanırım çünkü o kadar çok sokmuşsundur ki hayatına ,hayatının her evresine, her dakikasına onu, baktığın her şey ondan bir alıntıdır sanki , yaptığın bir hareket onu getirir aklına sen unutmak istersin acılarını, pişmanlıklarını, çaresizliklerini ama bazı şarkılar sana onu hatırlatır aslında kötü olan sen değilsin şarkılardır çünkü yazan öyle bir yazmıştır ki sözleri resmen senin ona olan duygularını anlatırlar ama düşünür durursun o bu şarkıyı dinler mi ? dinliyorsa da benim dinlediğim gibi dinler mi ? diye işte kafanı kurcalayan başka bir sorun daha o benim düşündüğüm gibi düşünüyor mu ? Bunun cevabı asla değişmeyen HAYIR dır, çünkü eğer senin gibi düşünüyor olsa mutlaka sana bir şekilde ulaşır senin ona ulaşmaya çabaladığın gibi isteklerin bu yönde olur o da benim gibi hissetsin tamam aramasın sormasın yada ne biliyim haberim olmasın hiç bir şeyinden ama en azından biliyim ben gibi hissettiğini ..Sen bunları düşünürken birden durgunlaşırsın etrafın bunu fark eder sana sorar " noldu yaa neyin var? " diye yok bir şey derken o dertlendiğin durum aklına gelir kimseye söylemek istemezsin söylesen de zaten çare yoktur. Her neyin var diyene de konuyu açmazsın açsan da yüzeysel bahsedersin sonra konuyu değiştirirsin , çünkü eminsindir biliyorsundur adın gibi hiç kimse ama hiç kimse sana "O" nun kadar yardımcı olamaz olamayacaktır da içki içtiğinde biraz durgunlaşsan yada çok kalabalık bir arkadaş ortamında kendini yalnız hissetsen birden aklına gelir ve insan çoğu zaman KEŞKE der..hayatımızın bir çok evresi bir çok dönemi keşkeler ile geçer. Herkesin büyük yada küçük keşkeleri vardır ama genelde en çok hatırlanan büyüklerdir..bu keşkeler gelir aklına öyle bir ortamda oturur keşkelerini düşünürsün birden bir üzüntü kaplar aklına çaresizliğin gelir.. Unuttuğunu iddia edersin yok artık öyle bir şey dersin hayatına normal devam edersin ama öyle bir an gelir ki bir arkadaşın bir laf söyler içinde adı geçer ,öyle bir an gelir ki bir şarkı onu hatırlatır zaten şarkılar değil mi unutturmayan?.. Sonunda ölüm yok hiç bir üzüntünün ,derdin, kederin .. insan bir şekilde kabullenip unutuyor yada yoruluyor takip etmekten dertleneceği şeyleri herkes nasıl yapıyorsa sende aynen o şekilde yapabileceğine inanıp yapıyorsun bırakıyorsun her şeyi başka şeylere yöneliyorsun kafanı dağıtıyorsun uzaklaşıyorsun her şeyden en azından onu aklına getirecek şeylerden sürekli " O " diye bahsettiğim şey bir zaman sonra zaten artık sadece O oluyor ne adı ne sanı nede sendekileri kalıyor hayatında sen diğer tarafta bıraktığın o yarını kendince doldurmaya çalışırken hep aklına getiriyorsun bir yandan da dolduruyorsun o boşluğu eğer şanslıysan senin doldurmana gerek kalmadan birisi dolduruyor o yeri sen bu sefer sıfırdan tekrar aynı duyguları daha yoğun bir şekilde yasıyorsun yaşayamıyorsan da yaşamalısın çünkü hayat sana yeni kapılar yeni şanslar açıyor ve açmalıda bence ..yoksa çok zor yalnız kalmak, kendi kendine konuşmak, dertleşmek, ağlamak ve efkarlanmak.
Belki de buraya kadar anlattıklarım tamamen bir saçmalıktır yada büyük bir boşluk saçmalıyor da olabilirim neden olmasın ? Tüm bunlar aslında büyük bir saçmalık hiç birinin anlamı, manası yok ! zaten bunları yazan da ben değilim hepsini sağdan soldan duydum duyuyormuş gibi yaptım, dinliyormuş gibi yaptım ama dinledim onların haberi yok .. hiç birini tutmuyorum aklımda sana anlatıyorum ki sen tut aklında sorarsam söylersin bir gün bana da ama bence sende tutma bunları aklında bunların hepsi büyük bir boşluk ... ben kaydettim aklıma ama aklımda tutmuyorum sen tut kaydetme aklında çünkü bunlar çok saçma şeyler ...Aslında değil ama sana saçma gelecektir .. :)
F.Berkay.A
Tüm okul hayatım boyunca ne zaman bir derste hocamız bize komposizyon yazmamızı söylese ben hep konu ne olursa olsun sürekli ilk cümlem olarak "insanoğlu doğar büyür ve ölür " diyerek başlardım yazılarıma çünkü hayatın özeti buydu benim için bir de sırf bir yerden başlamak olsun diye yazardım böyle anlatacağım şeyler vardı söylemek istediklerim vardı biraz zorunluydum not alacaktım belki de ama bu giriş cümlesi beni her zaman kurtardı çünkü anlatmak istediklerimi sürekli bu cümleye bağladım ve bu cümle sayesinde uzun uzun yazılarım oldu güzel notlar aldım kompozisyon derslerinde ve aynı zamanda da kendimi böyle uzun yazma konusunda geliştirdiğimi hissettim ...Aklıma bir kaç bir şey geldi bir kaç duygu, bir kaç cümle, bir kaç konu anlatmak istedim ama nerden gireceğimi bilemezken birden aklıma eski zamanlar geldi ve anlatmak istediğim şeyi nasıl anlatacağımı buldum bu anlatacaklarım normal bir gün içersinde bakıldığında " bu ne lan ? " dedirtecek saçma bulunacak fakat mantıklı okunduğunda belki de mantıktan kastım benim gibi düşünüp okunulduğunda hakkaten iyimiş dedirtecek şeyler olacaktır sanırım neyse aklıma şunlar geldi kısaca.. ;
İnsanoğlu doğar , büyür ve ölür. Bu süre içersinde çok fazla olay, çok fazla duygu, çok fazla anı ,çok fazla sevinci ve üzüntüsü olur. Hayat denilen hadise bir insanoğlu için aslında anıları,yaşadıkları,sevinçleri ve üzüntüleridir bence çünkü anlatılan her şey yapılan her hareket bir anı bir duygu olayıdır. ilkokul hayatın, ortaokul hayatın, lise hayatın, üniversite hayatın ve sonra iş hayatın şeklinde bir yığın anın olur kendince ...çok kötü günlerinde olur çok güldüğün zamanlarında ama yaptığın her şeyi aslında kendin için yaparsın üzülmekte gülmekte senin elinde olan bir şeydir bence fakat bu kural her zaman için geçerli olamıyor maalesef bazen için kan ağlıyor fakat bunu anlatacak birini bulamıyorsun anlatsan da sana çare bulamıyor fakat anlattığın kişi için aslında çok basit bir şeydir ve sana her zaman sadece boş ver der sanki o söylediğinde gerçekten boşverebilicekmişsin gibi ...kimse ama hiç kimse senin derdini senin gibi algılayamaz hissedemez yaşadığın duyguları düşünce biçimini senin gibi tadamaz bu yüzden dertlerini hep kendi içinde çözmeye çalışmalısın anlatsan sadece anlattığınla kalırsın çünkü karşındaki anlattığın kişi kim olursa olsun senin sevdiğin ve evet bu beni anlar dediğin kişi olacaktır, gider anlatırsın sorununu oda dinler seni ama senin suratındaki o üzgün ifade ve çaresizliği gördüğü için kuracağı cümleler her zaman seni o üzüntünden sıyırmak için olacaktır bu yüzden ufak pembe yalanlarda söyleme gereği duyar gerekirse seninle de ağlar ama o an asla sana çözüm bulamaz yapacağı şeyler sırf sen mutlu ol diye olacağından eğer sende mantıklı düşünebiliyorsan onun yaptığı hareketlerin aslında birazcıkta olsa yapmacık olduğunu ve sırf sen mutlu ol diye söylendiğini anlarsın o yüzden boşuna derdini eğer hakkaten çaresini bulamayacaksa başka birisine anlatma kendi içinde yaşa ve bitir eğer bu şekilde yapmaz isen derdini anlattığınla kalırsın ve çaresi de bulunamadığı için sadece o an o sorunundan uzaklaşmış olursun ...evet aslında haklısın bazı dertler bitmiyor uzun süreli sorunlarda yaşanıyor, e insanoğlu bu oda olacaktır mutlaka ama hayatın ne kadar kısa olduğunu etrafına bakarak da görebilirsin daha dün kaç yasındaydın hatırlıyor musun ? ilk oyuncağını nasıl kırdığını hatırlıyor musun ? yada hala odanın bir köşesinde durduğunu görüyorsun değil mi ? o oyuncakla kim bilir nasıl oynadın, hayal gücünü aslında onunla geliştirdin ve doğum günlerin de arkadaşlarına nasıl eğlendin ? yaa sen bunların hepsini daha dün gibi hatırlıyorken nasıl oluyor da şuan bu yaştasın aradan ne kadar çok sene geçmiş , işte bunlar artık güncel hayatında yok senin olamayacaktır da, ki bunları düşünmeye gerekte yok bu yasta çünkü artık büyüdün büyüyorsun sorumluluk sahibi insan oluyorsun yoksa sen hala aşk acısı mı çekiyorsun ? yoksa ilerde nasıl bir yaşamım olacak diye mi düşünüyorsun ? hayatın ilerliyor zamanla sana da amca, teyze diye hitap ettikleri zaman kendine inanamayacaksın el öptürmeyeceksin biz o kadar yaşlanmadık diyeceksin kendini genç hissedeceksin ama vücudun o hislerini çürütecek ...
Bence olabildiğince dertten uzak durmak eğlendiğin vakitte sonuna kadar gülmek eğlenmek zorundasın bu bir zorunluluk olmalı hayatında bunu başkalarından beklemen de hata olur çünkü madem dertlerinin tek sahibi sensin eğlencenin mutluluğunun da sahibi sen ol kendi kendini güldür eğlendir kendini mutlu edecek şeyler yap bu ne olursa olsun onu yap keşke yapmasaydım deme ama saçma olsun, salakça olsun ama yap eğer sen mutlu olacaksan ve unutma sen mutluysan etrafında mutlu olur mutluluğunla onları da mutlu edersin herkes mutluysa sen daha çok mutlu ol dalga geç espiri yap boş konuş ama eğlen kendince etrafını umursamadan ...komik ol kendin için etrafını güldür sırf sen eğlen diye megaloman ol ama üzülmemek için ol mutlu olmak için sadece... ne kadar yaşarsın ki ne kadar daha nefes alırsın ne gerek var başka birisini üzmeye üzülmeye başkası yüzünden dertlenmeye yaptıklarından pişmanlık duymaya, pişman olma gurur duy kendinle ve gülmeyi eğlenmeyi meslek haline getir sen eğlen onlarda eğlensin ama sen kendin için eğlenmene bak her zaman ...Yapamayacaksın biliyorum kendi kendini bir şekilde mutlu edemeyeceksin sürekli üzülmek için bir şeyler bulacaksın etrafında senin olmasa bile bir arkadaşının yerine üzüleceksin işte orda kendini de arkadaşını da aslında daha fazla üzeceksin halbuki sen onu o seni motive etmeye çalışsa bilinçli olarak demiyorum ama doğal olarak bunu yapabilecek kaç kişi vardır merakta ediyorum yada neyse sen normal hayatını yaşamaya devam et nasıl olsa bir palyaço gelir güldürür senide ama gene de; Gül ki sende güldürebilesin !
F.Berkay.A
Öylesine yorgundum ki dayanamıyordum zar zor yürüyordum adeta , hızlandırılmış okul hayatı beni her gün dahada hatta gün be gün yoruyordu. dayanılmaz bacak ağrıları çekiyor her gün sızan dizlerime buz koyuyordum. ve gene bir gün arkadaşlarla ucuz basit ama pratik bir şekilde yemek yemiştik okul kenarında o herkesin toplandığı yığılmanın ve oturmak için yer bulunmayan meşhur pilavcının orda ama bu sefer pilav yemedik farklı bişey yapalım dedik ve kendimize birer pide söyledik güzeldi mis gibi adeta , siparişi verdikten sonra insan daha da bir açıktığını fark ediyor aslında o bekleme süresince geriliyosun , etrafa bakıyorsun herkesin önünde ya da elinde bir dürüm pilav çorba kebab v.s v.s çoğu önlerinde durmasına rağmen yemiyor fitursuzca muhabbet ediyor kahkaha atıyorlar , sense soruyorsun neden ? neden lan önünde duran şeyi yemezsin muhabbet edersin hayır ye bi yandan gene muhabbet et ama yok o tatlı muhabbetinden ödün vermiyordu elindeki sıcak çift lavaşlı dürümü dururken..O sırada o beliri verdi sana doğru süzüle süzüle geliyor ve evet artık sıra bende dedğin anda yanında geçip gidiyor kahroluyorsun ama yapıcak hiç birşeyin yok bazen dayanamadıgın sırada soruyorsun " usta nerde kaldı bızım sipariş" diye umutlu gözlerle acınır haldeymişcesine yalvarırcasına ve çaresizce sana verilebilicek en güzel , en geçiştirici ve kalbini kırmayıcı cevap iste " hemmen getiriyorum abi " oluyor kendini o an özel hissediyorsun bu adam beni seviyor benim karnımın doymasını istiyor benim için uğraşıyor vallaha hakkı ödenmez derken ve işte tekrar beliriyor elinde senin verdiğin o sipariş ve artık sıra sende buna adın gibi eminsin sana bakıyor sen ona bakıyorsun iyice yanında artık son bir hamle ile sizin ki kaşarlı pideydi demi abi ? diye soruyor pıtırcık gözlerle aynen usta diyorsun işte mutlusun işte sende ordaki insanlar kadar mesutsun artık ve beklemediğin anda içecek siparişin olan kola beliri veriyor bir başkası tarafından önünde artık ağlasan yeridir mutlusun istediğin herşeyi elde etmissin daha ne olabilir ki son bir kez etrafı süzüyorsun herkese geldimi diye kimse senin kadar ciddiye almıyor bu olayı ve sen çok yorgunsun son bir enerjiyle o yemeyini yiyorsun ve şimdi muhabbet sırası üç beş hoş sohbetten sonra yavaş yavaş ağırlık çöküyor bedenine eve gitme vakti dersin yok diye son enerjinide eve gitmek için harcıyorsun. münübüstesin şimdi önünde türbanlı iki genç kadın kucaklarında 3421352356 tane çocuk cam kenarına oturtmuşlar çocukları kendileri ağır bir muhabbet içersinde muhabbetin içeriği "kadere karşı gelinmez " aynur diye bir kadın evlenmiş boşanmış 2 sene öncesine kadar dünyada aynurdan daha mutlu bir insan yokmuş dediğine göre aynurun fakat kocası ne zaman bişi olmuş ozaman hayat ona ızdırap olmaya başlamış ama ortada çocuk var diye aynur ses çıkartamamış. O sırada o can kenarındaki burnu akan elleri pis hafif yobaz görünümlü ve suratına baktığında babasının suratını tahmin etmekte zorlanmiyacağın bir surat adı muharrem 5 yaşındaki muharremi annesi sürekli öpüyor öpüyor ve öpüyor muharrem annesinin muhabbetinin en tatlı yerinde " enne bak enne bak enneeee ennee enneeeeee bak bak " diyip tüm sevimliğiyle minübüsün adeta maskotu halinde bağırıyor ve sonra dışarı bakarken benim ona baktığımı fark edip artık tüm ilgisini benim bakışlarıma yöneltiyor. uzun uzun bakıyor dışarıdan gelen güneş küçük muharremin savunmasız göz kapaklarını esir alıyor ve kısık gözlerle inadına beni çözmeye çalışıyor öyle bir bakıyor ki küçük muharrem kendi kendine " tamam lan artık neye bakıyosun be çocuk" diye içinden geçiriyorsun minibüs o ufak muharremin sessizliğini merak ediyor ona bakıyor daha sonra bana çekiniyorum dışarı bakıyorum muharrem inadına bana bakıyor hala annesini hala aynurun o çaresiz hayatını ve gaddar kocasını yorumluyor ağzından tükürük saça saça "evden adımını atarsan çocuğu alırım elinden " diye tehtid savuran bir koca bu aynura üzülüyorsun hayata bak lan diyor sonra suçluyorsun aynuru bilinçsizce çünkü 15 yaşında falan evlenmiştir kocaya kaçmıştır kesin bu diye kafanda kendi kendine tüm yorgunluğunla yorumlarda bulunuyorsn vakit geçsin diye derken son durak geliyor artık ne aynur ne muharrem nede o iki türbanlı kadın var hayatında o merdivenden adım attıktan sonra geri dönüşü yok sen onları onlar seni unutacak minibüs durduğunda ayağa kalktığı sırada herkes birden unutuluyor tüm o zman dilimi iniyorum servise biniyorum eve geliyor bilgisayarı açıyorum biraz daha yormak için bünyemi beynimi ki daha rahat uyuyim diye kapatıyorum bilgisayarı tam kafamı yastığa koyucağım sırada , bir melodi bir söz takılıyor dilime "git bedenim buralardan" lan ? kim bu cümlenin sahibi kim ? tek bildiğim giiiiit bedenim buralardaaaaan diyebildiğim allahım bu nasıl ızdırap bu nasıl çile bana bunu neden yapıyorsun neden gideyim nereye gideyim bu bir şarkımı yoksa benmi şarkı gibi söylüyorum bilinçsizce tekrar bilgisayarı açmam lazım araştırmam lazım nedir bu " git bedenim buralardan " saniyede 15 defa söler hale geldiğimde üşenmeden açmam lazım o power tuşuna bastıktan sonra beklemem gerek ama yorgunlukta artık son noktadayım ama bu sözde beynimi yiyor sürekli. son bi hamle yaahavlavela kuvvet diyerekten power tuşuna basıyorum. belki 1 dakikadan az bi sürede açılan windows bu sefer resmen bana oynuyor o windows yazsının altındaki dolum çubuğu sürekli sağ tarafa kayıyor tekrar beliriyor gidiyor tekrar tekrar tekrar allahım bana yardım et bulmam lazım bu sözü naralarıyla evde o duvardan o duvara vuruyorum bedenimi ama o esnada bile giit bedenim buralardan sözü kulaklarımı zonklatıyor adeta. bitmek bilmeyen windows utanmaksızın bir hoşgeldiniz yazısı ile beni karşılıyor samimi içten olan bu yazı bana sadece bir kaç dakika daha dayanmamı sölüyor.bekliyorum... internete giriyorum hemen bunun bir şarkı olabiliceğini düşünüp youtube 'a giriyorum tam yazıyorum git buralardan diye şak net gidiyor. allahım olur gibi değil lütfen lütfen diye dolan gözlerimi siliyorum ve tekrar nete giriyorum hiç vakit kaybetmeden firefox açıp youtube'a tekrar giriyorum bu sefer dahada hızlıca git bedenim buralardan yazarken yüzümü ekrana çeviriyorum birde ne göriyim ? git bedenim buralardan - Yusuf Güney (orjinal son klip) suggestions .... allahın gurbetçisi yüzünden tüm sağlık dengemin birden bire altüst olduğunu farkediyorum ve lanet ediyorum ama yok böyle bi lanet ediş ..
Şuan mı ? şuan git bedenim buralardanı ezbere söliyebilirim şarkıyı sırf aklımdan çıksın diye dinliyim dedim ve birden beni etkisi altına aldı anlam veremiyorum fakat şuan çok gerizekalı bi durumdayım resmen yusuf güney dinliyorum.. bana bunu yapmaya hakkın yoktu yusuf istersen değil almanya dünyanın öbür ucunda olsan bile seni bulucam ve bu şarkıyı hepten unutmak hafızamdan silmek için son bir kez seninle söliycem ve orda tükürücem suratına bittin hacı sen ... giiit bedenim buralardaaaaan hiiiç ümidiiiğiiiinn kalmaaadığğğ..........