Uzun bir aradan sonra tekrar yazmak… Yalnız bir dakika önce kendime şöyle bana ilham veren birkaç şarkıyı ardı ardına sıralıyım daha sonra başlayacağım yazıma… Evet şuan hazırlım sanırım gayet güzel bir liste yaptım kendime ..
Anlatmak istediğim konu ya da senle paylaşmak istediğim olay ilgi üstüne. Bu konunun hem kafamı kurcalıyor olması hem de son zamanlarda bu “ilgi” olayının çok fazla karşıma çıkması aklıma bir çok şey getirdi. Bu yüzden böyle çok geniş kapsamlı bir konuyu kendimce yorumlamak istedim yazacaklarımın hepsi “Bence” kelimesinin altına sığınarak yazdığımı belirtmek istiyorum. İlgi konusunda hepimizin sorunu olmuştur mutlaka aile ilgisi,kız arkadaş ilgisi, erkek arkadaş ilgisi, arkadaş çevresi ilgisi v.s genel konuşuyorum aslında ama kafamdaki konu genel bir ilgi yada ilgisizlik değil. Şöyle bir örnek vermek istiyorum çok sevdiğim bir dostum var benim onu en az kendim kadar severim hatta kendimi nasıl seviyorsam onu da o kadar sever ve tanırım. O’nun hayallerinde yarattığı bir karakter vardı. Bu karakter öncelikle doğal olacak her şeyi ile ama oturuşu, kalkışı, konuşması bir çok şeyi ile daha sonra içten olacak samimi olacak saçları böyle upuzun savurduğunda cennetin o bilinmeyen kokusunu saçan, dokunduğunda ona içinin ürperdiği, göz bebeklerinle göz bebekleri ortada kavuştuğunda kalp ritminin aniden normallerin üstüne çıktığı, sana dokunduğunda tüm hücrelerinin kıskandığı yüzünün güzelliğine bakmaya doyamayacağın, sana karşı söyleyeceği en ufak bir güzel sözde kendini dünyanın hakimi gibi hissedebileceğin yani tam anlamıyla kalbini bütünüyle doldurmasına tereddütsüz izin verebileceği bir karakterdi bu. Hayatının herhangi bir lüzumsuz evresinde böyle bir kızla tanışacağını tahmin etmeden hatta hayal bile etmeden öyle bir kız çıktı karşısına o arkadaşımın. Kendini birden çok çaresiz hissetti çünkü hayalinde ki “o” kızın gerçekten var olmuş olabileceğini düşünmüyorken resmen o hayallerinde süslediği ve tüm kafasındaki özellikleri o kıza yüklediği karakter çıktı karşısına. Fakat bu sefer çaresiz olduğunu hissetti, çaresizliği ya o kız bana bakmazsa benimle birlikte olmaz ise oldu. Kız ile yaptığı her muhabbette daha da çok etkilenmeye başladı. Kız anlatıyor o etkileniyordu. Kendisine sonra şunu sordu “ bu kızın bana aşık olması ve benim olabilmesi için ne yapmalıyım” buradaki benim olması lafına takılmayın o gayet masumane düşünüyordu bu lafı. Çünkü tek isteği onu sevmesiydi o kızın. Siz hiç hayal kurmadınız mı ? Şöyle birisi olsun hayatımda diye. Kurdunuz demi işte o arkadaşımın hayallerinde ki kız karşısına çıktı. Size bir şey diyeyim mi ? Ben o kız ilk çıktığında o arkadaşımın karşısına dedim ki ona “ o değildir aradığın acele etme bu kadar çabuk sevme, bak daha önce sevdin de ne oldu kimse kalmadı etrafında “ fakat beni dinlemedi ve ben bunları söylerken ona o çokta yol almıştı kendince, engel olamadım yapma etme diyemedim. Kafasındaki “ ne olur çok sevsin beni “ başlığı altındaki madde madde hareketleri ve ona karşı yaklaşımı onu iyice aşık etmeye yetti ve sonunda kendini iyice kaptırdı o kıza. Aralarında şöyle bir şey olmuş daha sonra bana anlatırken şaşırarak dinledim. Kızla henüz görüşmeden kızla aralarında bir yakınlaşma olmuş bizimkisi ısrar etmiş görüşelim diye hatta onun bir fotoğrafını ödevinde bile kullanmak istemiş bunu tüm içtenliğiyle kıza söylemiş fakat kız onu “ o senin ödevin saçmalama” diyince bizim bu çocuk bu duruma çok içerlenmiş içerlendiğini belli edince de kız direk “ seninle mi uğraşıcam bee “ diyerek çocuğa resti çekmiş. O kızın bu çektiği ağır resti bizim çocuk kaldıramamış ve şaşırmış o gece çok üzülerek uyumuş ertesi gün bir mesajla gözünü açmış. Mesajda kızın onu sinemaya çağırdığı yazıyormuş. E bizim çocukta dünden razı onu görmeye atlamış gitmiş ama kafasında olumsuzluklarla gitmiş. yok olmaz demiş kendi kendine telkinler vermiş. fakat bunların hepsi kızı görene kadar olmuş maalesef ona sarılmış ve sarıldığında saçının kokusu ve onun vücudunun varlığı onu tekrar etkilemiş. Tüm şaşkınlığı ve ona içten içe hayranlığı ile beraber filme girip izlemişler. İki aynı aile kafasına sahip insanın gidebileceği en manalı filme gitmişler. Bizimkinin heyecandan eli ayağına dolanıyor ne yapacağını bilemiyormuş. Hem heyecanlı hem de git gide ona kaptırıyor kendini. O sırada da kaptırmamak için tüm iradesini kullanıyormuş. Film bitmiş oturmuş muhabbet etmişler uzun uzun. Kızın ona bir bakışı onun bin dağılmasına sebep olduğu sırada çocuk artık iradesine yenik düşüp tüm olumsuzluklara rağmen onunla birlikte olması için varını yoğunu verir duruma gelmiş. Kalkmışlar ve evlerine gitmişler. o akşam telefonda konuşurken kızın ona aşırı derece yakın konuşması çocuğu hem endişelendirmiş hem de bir o kadar heyecanlandırmış. Ertesi gün artık birer sevgili olmuşlar. Çocuk yaşadıklarına resmen inanamıyor ve ölesiye şaşkınlıkla bakıyormuş. Hayalindeki kızla artık sevgiliymiş resmen. Kendinden o kadar emin ve sevgisine o kadar güvenmiş ki çocuk. O anlar kafasında hiçbir sorun yokmuş ve üstüne daha da mutlu daha da mutlu ve olmadığı kadar mutlu olmuş. Bir hafta boyunca hayalini kurduğu o kızla hayalinde ki gibi bir ilişki yaşamaya başlamış. Şehrin en kalabalık caddesinde elinden tutup, ona sarılıp, onun sıcaklığını hissedip gezmişler hiç gitmediği yerlere onunla birlikte ondan cesaret alıp girmişler oturmuşlar yemiş ve içmişler. Kız o kadar içten o kadar sıcak ki çocuk her hareketinde mest olmuş. Dualar ederken Allah’ına “ bozma mutluluğumu “ diye. Bir akşam hatta en güzel akşamlarından birinde çocukla kız evlerine gittikten sonra kızın” olmuyor yapamıyorum çok kararsızım sorun sende değil bende “ demesi çocuğun tüm bünyesini alt üst etmiş. Bu dayanılmaz bir kahır ve vurgun olmuş o çocuğa aynı zamanda da çaresizlik. Yardım dilenmiş arkadaşlarından hatta o zaman bana da gelmişti ne yapmam gerekiyor Berkay demişti. Yardımcı olamadım ben ona. Kaç defa eli telefona gitmiş fakat ne söyleyebilir ki yapacak bir şey yok. Arkadaşları onu dışarı çıkartmış kafası dağılsın diye fakat ben bilirim onu o kafaya taktımı bir defa ne yaparsa yapsın etrafındakiler ona “O”’dan başkası çare olamaz. Aramış konuşmuşlar o gece . Kızın ona “ Sen çok iyi bir insansın, her şeyin en iyisini hak ediyorsun üzülme tamam mı ? “ diye sorması çocuğu daha da bir çaresizliğe sürüklemiş.Hani yazımın başlığı ilgi ya, çocuk çok merak etmiş az mı ilgi gösterdim acaba bir yerde hata mı yaptım acaba diye, ama aklına en ufak bir şey gelmemesi onu bir o kadar daha parçalamış hele ki kızın ona telefonda üzülmesi ağlaması bunun tarifi yok sanırım. Ne hissettin o an diye sorduğumda cevap veremedi bana. Hayatınızda kaç kişiyi gerçek anlamda sevdiniz ? yada gerçekten böyle hissettiniz? yani onun için en en ama en iyisini vermeye hak gösterdiniz kendinizce. İşte bu çocuktaki de o sizin hissettiğinizin aynısı belki de ona göre daha fazlası. Ardından kız bir teklif sunmuş bizim çocuğa “ bırakalım zamana seni kaybetmek istemiyorum bize zaman yön versin” çocuk sırf o hayallerinde ki kızı kaybetmemek uğruna bu teklife olumlu bakmış ve kızın istediği gibi zamana bırakmış gene gitmiş yanına sarılmış ona tutmuş ellerinden anlam veremese de bu hareketlerine yinede onun yanında olması onu mutlu ettiği için ses çıkarmamış. Ve gel zaman git zaman abuk subuk bir takım konular çıkartmış kız karşısına sen ona şunu dedin o sana şöyle yaptı sen böyle dedin nasıl dersin nasıl yaparsın diye bir yığın ceviz kabuğunu dahi doldurmayacak konu ile çocuk başlamış kafa yormaya uğraşmaya. Ne söylese ne dese nafile kız bildiğini okumuş hep. Çocuk ne kadar öyle olmadığı söyleyip tüm ilgisinin aslında onda olduğunu söylese ve göstermeye çalışsa da kız bir kere takılmış o konuya o konu ile çocuğun tüm neşesini tüm ona karşı umutlarını mutluluğunu tüketmiş. Ne zamana bırakma kalmış ne de hayal. Çocuk her seferinde umut ederek ve hayal kurarak zaman geçirse de nafile ne yapsa olmaz bir hâl almış durum.Beklemiş beklemiş ve gene beklemiş sonuç yok. Kız onu her kafasına estiğinde rahatlıkla siliyor fakat çocuk onu bir türlü kafasından silemiyormuş.
Uzun bir paragrafın ardından bir yeni paragrafa geçiyim istedim. Çok fazla – miş li , - muş lu zaman kullandım farkındayım da bu anlattıklarım biraz geçmişle alakalıydı. Bu sıralar çocuk çok çaresiz,tükenmiş,yorulmuş ve artık umudu kalmamış ve bir o kadarda hala hayran o kıza. Ondan başkası aklına gelmiyor ve hatta baktığı her şeyde aklına o geliyormuş. Ama kızın öncelikleri farklı geleceğinde planladıkları çocuğa birer engel. Oysa ki, ölesiye sarılıp uyumak o hayaline, onunla birlikte bir güne uyanmak , onunla birlikte kocaman bir günü geçirmek onun ulaşmak istediği ama ulaşamayacağını bildiği bir hayalden başka bir şey değil. Şuan o emin o kız onunla birlikte hiçbir zaman olmayacak ona aşkım sevgilim diye sarılamayacak, eve dönerken yarın beni terk eder mi diye düşünmeyecek. O kız artık ondan gitti ve çocuk bunun bilincinde. Tüm yaşanmış yada yaşanmamışlara rağmen çocuk ona son bir sürpriz yapma hayalinde.Son bir veda sürprizi bu aslında. ona gösteremediği sevgisini küçük hediyelere sararak ve “aslında ben seni çok seviyorum” ‘u vurgulayıp hem hediye olarak hem hayallerinde ki kızı çok sevdiğini hem de artık ondan ümidini kestiğini belirtmek maksadıyla, kızı değil kendi akılındakini terk edip, çekip öylece sessizce uzaklaşacak bir hediye. Sonrası zaten unutulmaya yüz tutacak bir yüz,anılar,cümleler ve hatıralar olacak. Aslında ilgi sizsiniz, Her birimiz birer ilgi bağımlısıyız. İlgi görmek için her şeyi yaparız kaybetmemek için. “ O “ çocuk bu sefer sırf aklında “ iyi bir insan” sıfatını taşımak için bu hediyeyi sunacak. ve sonra hayatının geri kalanına o hayalindeki kızı unutmaya çalışarak devam edecek. O yokken ne yapıyorsa onları yapmaya devam edecek. Elini tutuğunuz insanların kıymetini bilmenizde çok fayda var. Ben sana burada bir arkadaşımın başından geçen kötü ama bir o kadarda rüya gibi olan bir olayı anlatmaya çalıştım eksik kısmı çok fazla ama bilmeniz gereken bu kadarı. O çocuk çok fazla üzüldü sizler üzülmemek için elinizden geleni yapın. çünkü ilgisiz olanda ilgi olanda sensin.
F.Berkay.A
Kaydol:
Yorumlar (Atom)